17 Eylül 2015 Perşembe

İpek Kız...



.














Size bir Ipek kiz hikayesi anlatayim simdi...Ama hikaye uzun bastan soyleyeyim...

Bizim bir sarı fırtınamız var blogumu takip edenler bilir. Kıymetlimiz, gözümüzün nuru sarı deli laz kafalı şu sıralar sürekli film çekip montaj yapmayla uğraşan bir yavru :))) 8.5 yaşında şimdilerde .. 4. sınıfa gidiyor giderek büyüyor ve her ün onun her halini izlemek bizi çok mutlu ediyor.... Kocaman oldu dedim ya artık odalarına kapanmalar tek başına bişeyler yapmalar " e anne ben arkadaşlarıma biraz zaman ayırıcam" demeler başladı haliyle... Bizim de uzun zamandır Mert'e kardeş olsun mu olmasın mı şu da geçsin de sonra olsun Mert büyüsün de öyle olsun, İstanbul'a taşınalım da o olsun bu olsun derken 2015 yılında aramıza bir minnoş katıldı sonunda...






14 Şubat günü öğrendim hamile olduğumu...Günün anlamı da aldığım haber de çok çok güzeldi..O günden sonra herkes öğrendikçe dualar "İnşallah senin gibi güzel bir kızın olur" şeklinde olmaya başladı... Doktorum dahil herkes kızın olsun kızın olsun diye diye 5. ayda bir hanfendinin aramıza katılacağını öğrendik:) Kızımız çok zor kendini belli etmekle beraber bir kere bile yüzünü göstermedi. Ultrason başlığını doktor defalarca karnıma vurmasına rağmen hep o minnoş elleri ile yüzünü kapatıyordu yavrucuğum:) Hamileliğim başlarda çok keyfli geçti lakin 5. aydan sonra kız evi naz evi modunda bel sırt bacak ağrıları İstanbul sıcağıyla birleşince ben her gün dualar ederek uyur oldum:) Çok zordu gerçekten çok zor...
Sonra neler mi oldu?
Herşey iyi hoş giderken son ay kontrolünde doktorum kaşlarını havaya kaldırmasıyla içime bir alev düştü...:( Bu çocuğun suyu bitiyor erken doğması an meselesi dedi.. allah biliyor ya çok da fazla önemsemedim Allah ne derse o olur dedim ve en son gün 16 Eylül de kontrole gittiğimde yarın sabah 8 de gel bebek artık daha fazla dayanamaz diyerek 3 Ekim de yani benim doğum günümde doğacak kızımı artık alması gerektiğini söyledi:( Dünyalar başıma yıkıldı....Nerde hata yaptım 
diye doktorun karşısında epeyce ağladım sinirlerim boşaldı ama sonra kendimi topladım ve dedim allah'ım nolur bir sorun olmasın bu sefer güzelliklerle bir doğum olsun. Oğlumda hastanede yavrumu kucağıma verip almaları aynı an içinde olduğundan ona yoğun bakım ünitelerinde ağlayan gözlerle günlerce bakmaktan o kadar yıpranmıştım ki yeniden aynı şeyleri yaşarım diye o kadar üzüldüm ki....Oysa herşeyin en güzelini bilen Rabbim benim için de en güzelini planlamıştı elbette....


Hemen hastaneden çıktık kafamı toplamam lazımdı kuaföre gittim hiç ağrım sızım yok tabi... Siz bana bi kahve yapın kızlar dedim... Saçımı manikürümü  yaptırdım miss gibi kendime geldim.. Kendi kendime asla üzülmeyeceğim ve yarına kadar konuşmayacağım dedim... Eve geldiğimde önceden hazırladığım süsleri püsleri çıakrdım hepsini poşetledim. Cupcake yaptım onları fırına verdim valizimin eksiklerini hazırladım ve beklemeye başladım... akşam oldu eşim geldi ve tesadüf bize gezmeye gelen eşimin ablası eniştesi ve yeğeni de eve geldi. Haberi Mert onlara verdiğinde hepsi benden daha telaşlıydılar ve şaka yaptığımı düşünmüşlerdi:) Neticede hiçbiri o gece uyuyamadı ben mışıl mışıl uyudum ve sabah 8 de hastaneye gittik:) Hastanede herkes o kadar ilgiliydi ki kendimi prensesler gibi hissettim. Canım Esma'm ve Gizem'im sabahın köründe kalkıp hastaneye geldiler hatta otoparkta karşılaştık:) Onlar da İpek kızın teyzeleri olarak çok heyecanlıydılar... Odayı süslediler püslediler beni de güle oynaya ameliyathaneye gönderdiler... En son tepemde duran 20 ayrı hastane görevlisine hepiniz burda naapıyorsunuz ve niye hepiniz birbirinize benziyorsunuz dediğimi hatırlıyorum... Sonrasında ise "bebek sağlıklı mııı ve karnım ağrıyoooo" nidalarıyla uyandığımı hatırlıyorum:)

Odaya geldim o da neee esmer esmer saçları kapkara bir kızzzz:) Allah'ım dünyalar benim oldu biz kızımızı sarı kafa beklerken esmer ve çok şükür sağlıkl bir minnoş kucağımızdaydı nihayet...
İpek Kızım
Bal Kızım
Şirin Kızım
Kuş Kızım

şarkısı bestelenmişti bile hemencik aramızda:)
Doğum tarihi planı da neymiş kendi seçmişti doğacağı tarihi...
ay annemle doğum günlerimiz ayn olacak tarihi de aynı olacak da neymiş ben anneme doğum günü hediyesi olarak gelmek istedim dedi bizim kız...
Küçük doğacak vah vah küvezlere girecek endişeleri de neymiş... Herşeyi allah bilir anne diye bana bi kere daha öğretti bu bizim kız...
Ben geldim hayatınıza renk getirdim dedi bizim kız...









Bunları da bizim kızın hastane süsleri püsleri.... Doktorum doğumdan sonra odaya geldiğinde " Ben hiç hazır değilim diye bi de yalandan ağlıyorsun" diye bana 10 dk gülmesine sebep olan doğum süsleri:)) Oysa bilmiyor ki teee Ankara'daki teyzeleri bile uzun zamandır beklenen bu bebeğe süsler yapıp göndermişti:))

Kızım için herkes bişeyler yapmıştı... Kısmeti ile gelmişti daha doğmadan...








Hiç beklemedğimiz kişilerden mesajlar telefonlar hastane ziyaretleri hediyeler ve daha nice güzellikler oldu... Hepsi o kadar güzel ve o kadar iyi hissettirdi ki ayrı güç verdi... Asla unutmayacağım 2 güzel gün geçirdik hastanede... Hastane danışmanı bile artık gelene "505 numaralı odaya mı geldiniz" diye sorar olmuş:) Gerçekten bu günlerde gelen minik de olsa ziyaretler telefonlar hediyeler mesajlar inşanı havalara uçurmaya yetiyor... Sonrasında bile eve gelen hediye kargoları açtıkça sütüm geldi vallahi:)) Bak şaka değil gerçek bunlar:)




İşte tüm güzellikleriyle hatırlayacağımız doğum hikayemiz de daha yazamadığım binbir ayrıntı ile burda.... Yanımıda kalan halamıza ayrıca teşekkür etmezsek olmaz tabi:)

İnşallah sağlıkla güzelliklerle büyü İpek kız...
Hep yüzün gülsün ömrün ipek gibi olsun...
Adınla yaşa İpek kız...
Hiç zor günde kalma ipek gibi aksın geçsin hayatın...
Mert abinle de ilişkilerin ipek gibi olsun yumuşacık abi kardeş şevkatinde bal tadında olsun....
Aramıza ve dünyaya hoşgeldin İpek kız:)
Seni çok seviyoruz sen de sevgiyle büyü ....

1 yorum:

Gülenay dedi ki...

Bu guzel hikayenin icinde bir rol almaktan cok mutlu olan bi teyzeyim ben:)))ipek hanim hosgeldiler,sansi bahti acik olsun insallah.