28 Ocak 2013 Pazartesi

Saymıştım... Seymiştim....

sa se diye biten cümleler istek özlem hasret cümleleriydi zannımca...Bilmem kaç yıl oldu en son Türkçe dersiyle haşır neşir olduğum hatırlayamamam normal :)
Şimdi ne mi olsa...???
  • Mesela bu sene İstanbul bu kadar soğuk olmasaymıştı...
  • Uzun zamandır bu kadar soğuk olmamış. Beni bekledi meret:( Hiç hazzetmem bu soğuk işlerinden. alıp başımı Karayiplere gidicem oraya yerleşicem. Memleket hasreti bu kadar yakmaz beni heralde...
  • Mesela bu kadar grip olmasaymıştım. Kendimi Türk doktorlarının incelemesine sunmuştum başları çok yoğun olacak ki kimse dikkate almadı. ama bak çıkacaktı benden bişeyler:) Napim kendi topuğunuza sıktınız:))
  • Mesela antibiyotik kullanırken son gün tekrar gribe çevirip tekrar yataklara düşmeseymiştim...
  • Manikür yaptırabilecek bir kuaför bulsaymıştım. Oturduğum yerde yakında güvenilir bir yer olsaymıştı...
  • Havalar misss gibi güneşli olsaydı bahar gelseydi hatta Türkiyede hep hava sıcaklığı 27 derece olsaymıştı:)))
  • Oğlum birden büyüseymişti. Birazcık mutlu olmayı öğrenseydi keşkem. Hep mızır mızır olmasaymıştı. 10 gün en azından mutluluktan havalara uçtuğunu görseymiştim.
  • Seyahatli bi işim olsaymıştı dünyanın heryerini görseymiştim ama minik oğlumu da ihmal etmeseymiştim.
  • Kordon'da olsaymıştım şu anda hava miss gibi bir fincan kahve ve bir dilim şu resimdeki cheesecake den olsaymıştı. Arkadaşlarımla, ailemle veya yalnız farketmez az bi soluklansaydım oh beee deseymiştim. Ama nerdeeeeeeee:(
  • 3 gün sonra çıkacağım yıllık izne bugün çıksaymıştım keşkem:( Valla hiç enerjim kalmadı zati vücut alarm veriyor hastalıkla sıkıntıyla. 2 senedir mütemadiyen tatilsiz bir şekilde çalışınca normal bunlar kızım normal sana ii oldu:)) Sanki madalyam oldu 365*2 yıl tatilsiz çalıştığım için. Devam et kızım et canım...
  • Yeni bir telefonum olsaymıştı. elimdeki i3s iice yavaşladı deli ediyo beniiiiiiii... Arkadaş seramoni ile açılıyo kapanıyor. Eskidi bu eskidi çöp zamanı geldi çöppp
  • Yeni ve kendime ait bir evim olsaymıştı İstanbul'da... Bıktım kiracılıktan. 5 ay kiracılık yetti arttı bana ne zormuş yaw. Allah yardım etsin kiracılara biran önce ev sahibi olsun hepsi amin..:)
  • İş için hiç bişeyi öğrenmek zorunda kalmasaymıştım. PDF lerden bi kablo çıksaymış kafama takıp 10 dk sedyede uzansaymışım hepsi yazılsaymış kafama. Ben de oku oku oku yapmsaymıştım. Ucu bucağı yok bitmiyor öğrenmek... Teknoloji takip etmek zor iş vesselam.
  • Her çıkan oyuna gidebilseymiştim. Ayrıca tiyatrolarda dramı yasaklasalarmış hep komedi oyunları olsaymıştı.... İnsanı güldürmek kolay ama derinden vurmak zor içş çok nadir duygusal iyi oyun çıkıyor o da bana rastlamıyor.
  • Evde her işi yapan bi makinam olsaymıştı. Sabah kursaymıştım. Akşam geldiğimde hepsini yapmış olsa bi de söylenmese uyy yoruldum diye. Acep çıkar mı ki? Japonlardan umutluyum du bakalım:))
  • Babanem derdi ki "e şimdi habu elektriğu icat eden gavurdur diye cehenneme mi gidecek? Uyy Allah razi olsun O'ndan" :) Ben de aynı fikirdeyim. İnsanlığa bu denli faydası olan birinin yeri hep cennet olmalıymıştı.
  • Fırat repliği olan "banane canım sıkılmasaymıştı" diye yazmadan olmaz:)))

Saçma sapan bir post ile kendi blogumu hacklemekten hiiiççç rahatsız değilim. Bu gün de böyle olsun napalım. bu arada "saymıştı" kelimesi de fakülteden Meral adında bir arkadaşımdan bana hatıradır. Bir şey hayal ederken hep "şöyle olsaymıştı" diye devam ederdi cümlesine. Şimdilerde minik bir bebeği oldu. Meral'im keşke yanınızda olsaymıştım da öpseymiştim minik kuzuyuuu:)

Hepinize gripsiz ve misss gibi hayallerle dolu bir hafta dilerim.



18 Ocak 2013 Cuma

Mantarlı Ispanaklı Börek

Sevgili blogumm sevgili blogum ne hallerdesin?? Beni soracak olursan biraz hasta biraz yoğun biraz gıcık biraz huzursuz hallerdeyim:) Ama dedim hadi yaz bi post kendine gel.. Taktım kulağıma müziğimi biraz keyiflene keyiflene yazı yazayım dedim...
Yakın çevremdekiler kış ayının neredeyse tamamını hasta olarak geçirdiğimi bilir. İki gündür yine boğaz enfeksiyonlarımla başbaşayım. Artık ilaçlarımı tedavi yöntemlerimi tamamen kendim de yapabiliyor durumdayım :) İlaçlarıma başlamıştım bile çoktan. Bugün işyerine yeni başlayan doktora göründüm. Kadına anlattım durumu "doktor hanım kurtar beni bu meretten bir insan bu kadar hasta olur mu yeeaa" diye tam isyanı basmıştım ki "korunmak için ayda bir penisilin iğne yaptırabiliriz bir durumunuzu izleyelim de " demez mi hemencik iyileştim valla:))) İğneden çok korkarım ben. Hem iğneden hem de dişçilerden. Allah'ım sen karşılaştırma bizi yareppim. Aminnn:)))

Bu sofrayı ilkokul arkadaşlarım için kurmuştum. Şimdi arkadaşlarımdan birisinin minik yawrusu küvezde. Lütfen yazıyı okuyan okuyucularım minik Beyza'mız için dua edin. Güzel kızımızın ciğerlerine su kaçmış bu nedenle küvezde iyileşmeye çalışıyor. Haliyle annemizi hiçbir söz telkin etmiyor ama iyileşecek inşallah. Beyza'cik yakın zamanda annesinin babasının ve ablasının kucağına hoplayacak....

Gelelim böreğe; tarif benim çok severek yaptığım ve tadanların da nolur bi daha yap dediği cinsten. Tavsiye ederim.
Malzemeler;
  • 1 kg yufka
  • 1 kg ıspanak
  • 1 paket mantar
  • 1 yemek kaşığı sıvıyağ
Börek sosu için;
  • 2 yumurta
  • 2 su bardağı süt
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 200 gr eritilmiş biraz kızartılmış tereyağı
Yapılışı;

Bir tavada çok az zeytinyağı ile beraber mantarlar yüksek ateşte sotelenir. Ardından temizlenmiş ıspanaklar eklenip azıcık öldürülür. Çok fazla yemek kıvamında pişmeyecekler. Tuz ilavesi yapılıp ılıştırılır.
Ardından tepsiye yufka serilir. Üzerine sos sürülür. Sonra tekrar yufka sos şeklinde devam edilir. Toplamda iki kere ıspanaklı mantarlı iç malzeme eklenecek şekilde yufkalar dizilir. en üste kalan son eklenerek börek kesilir. Ben kalın kalın dilimler kesip sonra çaprazlamasına tekrar kesiyorum. Üçgen dilimler elde ediyorum. Dilerseniz çörekotu ve susam da ekleyebilirsiniz.


Bunlar da Beyza'cığımızın ablası Azra için yaptığım muffnler...Yakın zamanda ikisi için de yaparım inşallah...

Davet sofralarımın vazgeçilmezi patates salatası.

Bu postumu da sonlandırırken bir iki kelime de dün vefat haberini aldığımız Mehmet Ali Birand için yazmak istiyorum. Kendisine çok üzüldüm. 30 yaşımdayım sanırım ben doğduğum anda da ekranlarda "Yarın kimselere randevu vermeyin" diyordu. Yeri büyük boşluk ekranlarda. Görüşü fikri ne olursa olsun yüzündeki gülümsemesi, sürekli yaptığı gafları, dil sürçmeleri beni mutlu etmeye yetiyordu. Dün akşam Kanal D tüm akşamını Birand belgeseline ayırmıştı. Orda en çok dikkatimi çeken kanser tedavisi olduğu anlarda hissettiği "Sonun yaklaştığını bilmek inanılmaz zor" cümlesiydi.

Gerçekten bir SON olduğunun farkında mıyız?
Yaklaşıyor mu?
Nedir bu SON?
Arada bir şöyle kendimize bakıp nerde durduğumuza bakıyor muyuz?
Tüm egolarımızdan arınıp kendimizi kontrol edebiliyor muyuz?
Hayatın çok kısa olduğunun farkında mıyız?
Daha çok vakit geçirmemiz gereken şeylerin farkında mıyız?
"AN" ların değerini biliyor muyuz?

Hepinize AN ların kıymetini bileceğiniz ANI lar yaşamanızı diliyorum.

3 Ocak 2013 Perşembe

Sade ve Sadece...



Sade giyinen insanları severim...
Sade kurulan sofraları severim....
Sade sohbetleri....
Sade evleri....
Sade dekorasyonları....
Sade restoranları....
Yapayalnız kalmış sade sokakları....
Onca yer içinde sadece kendiyle kalmış ağaçları...
Sade kahveyi de sevmeyi dilerdim... Şekerle kafası bulanmamış bol köpüklüsünden ama alışamadım....


Kendi halinde usul usul yanan sade mumları da severim....Pek hüzünlü pek yalnız gelirler bana....


Sade eti de severim en saç tavasından.....

Bize sade ve sadece muhabbetle dolu bu güzelim yılbaşı gecesini hazırlayan arkadaşlarımı da çok severim...

Bankacılık sektöründe çalıştığımız 8 sene boyunca ilk defa bir yılbaşı akşamı eşimle aynı anda çalışmadık. Muhteşem bir arkadaş sofrasında çok hoş ve sohbet dolu bir yılbaşı geçirdik. Bir o kadar sade ama bir o kadar dolu...

Herkese zerafet dolu sade ama bir o kadar içi dolu bir yıl dilerim....