26 Nisan 2012 Perşembe

Albenili Limonlu Kek


Allah'ım bu kakaolu çikolatalı kek işleri beni yakıp yıkıyor yaa:) Kendimden geçiyorum 1 dilim kahve ve kakaolu kek ile:) Börek çörek yemek mangal hepsi bir kenara kek bir kenara benim için. Bu da geçen akşam hadi bi kafadan bi kakaolu kek atayım da sonra kahve ile hüpleteyim dediğim anlarda bu tarif çıkageldi aklıma. Albeni çikolatası vardı evde 2 tane karamelli karamelli pek bir güzel oldu . Denemenizi tavsiye ediyorum.
Malzemeler;
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 limonun kabuğu rendesi ve yarım limon suyu
  • 2 paket albeni çikolatası minik minik doğranmış
  • 1 küçük paket kakao
  • 2 su bardağı un
  • 1 tane vanilya
  • 1 tane kabartma tozu

  • Yapılışı; yumurta ile şeker iyice çırpılır. Kalan malzemeler eklenip iyice karıştırılır. 170 derece fırında ilk 35 dk kapağı açılmadan sonrasında kürdanla kontrol ederek pişirilir. Sonra miss gibi sade bir kahve yapılıp hüpletilir... Sonra sonsuuzzz bir huzur dolar insanın içine:)))

25 Nisan 2012 Çarşamba

Tavuklu Börek ve Yiyerek Ölmece:)

Bu haftasonu İstanbul'daydık... Oldum olası bu şehirden hep büyülensem de ilk defa yaşamak gözüyle baktığım şehir bi kalabalık geldi bana bi yuttu beni sankim :( Önümüzdeki yıl işyerinin de taşınma ihtimali vesilesiyle bir de bu gözden bakalım dedik şehirlerin kralı İstanbul'a ... ama pek fazla birşey elde edemedik açıkçası. Elde ettiğim tek şey bir sürü yerde krallar gibi ağırlanıp yaklaşık 5kg alarak geri gelmek oldu:((((





Bu muhteşem sofra kuzenim Erhan'ın eşi Süheyla'cığımıza ait. Süheyla yaklaşık 2 yıl önce ailemize girmesine rağmen çok çabuk kaynaştık ve alıştık birbiimize. Hele bir de o kızları ah beni benden alacak. Sülalemizde çok fazla kız hatta kuzenlerde hiç olmadığı için kızlara pek bir düşkünüz. Betüşcüğüm de bir biblo sanki. O kadar hafif 1.5 yaşında 7kg ama nasıl serçe gibi pıt orda pıt burda kırılcak gibi koşturuyor ordan oraya. Maşallah allah sağlıklar versin çok güzel bir kız olacak.  Allah uzun uzun ömürler versin sana inşallah...



Süheyla bize harika bir kahvaltı masası hazırlamıştı. Bir kuş sütü eksikti. Mide fesatı geçirene kadar yedik de yedik. Eşimin favorisi olan bu böreğin tarifini Süheylanın kaleminden yazıyorum....

Tekrar ellerine sağlık canım benim herşey şahaneydi:)


Malzemeler;
3 yufka

1 tavuk göğsü kemiksiz

3 büyük havuç

yarım kilo ıspanak

1 yumurta sarısı

Yapılışı

Bi kasede sıvıyağla su karıştırılır

Tavuk haşlanır minik parçalara bölünür. Havuç rendelenir. Ispanak yıkanıp doğranır.

1Yufka masaya serilir üzerine sıvıyağ su karışımı sürülür (çok ıslatmamak lazım yufka yırtılabilir)ve doğranmış ıspanak serilir.

Üzerine 1 yufkadaha koyulur sıvıyağlı karışım sürülür ve havuç serilir.

Üçüncü yufkada koyulur uzerine sıvıyağlı karışım sürülür ve tavuk serilir...

(üzerlerine tuz serpilir)

Kenaeları biraz içeri kıvrılır (malzeme dökülmesin diye) ve rulo sarılır... Ortadan ikiye bölünür tepsiye alınır üzerine yumurta sarısı sürülür.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Hosgeldin Bebek Kurabiyeleri

10 gün içinde bir prenses gelecekmiş dünyaya.... Açacak gözlerini minik minik... yumuk yumuk sıkacak ellerini ... Dudaklarını büzüp ilk can suyunu arayacak...
Kimbilir ne kadar sevilecek ....
Kimbilir ne kadar çabuk büyüyecek....
Kimbilir neler yaşayacak...
Ama bu süreçte halası Deniz hep yanında olacak...


İş Arkadaşım Deniz doğacak yeğeni için sipariş etti bu kurbişleri... Siparişi verirken çok özenliydi...Siparişi teslim aldığındaysa çok mutlu :))


Annemiz Kezban Hanım ve babamız Onur Bey'e de bu dev kurabiye benden hediye gitti....


Dilerim bebeğinizin her nefes alışı ruhunuzu okşasın hayatınıza güzellikler saçsın inşallah...

Minik kızınınız hayatınıza hoşgelsin ve size neşe getirsin...

15 Nisan 2012 Pazar

Eski Dostlar Muhteşem Lezzetler


Dostları , arkadaşları olmalı insanın.... Bir liman gibi hep oldukları yerde beklemeliler... Arada bir limana uğrayıp yükünü boşaltmalı insan... Hafiflemeli.... Ferahlamalı.... Serinlenmeli... İçi açılmalı.... Aldığı nefesin ciğerlerine işlediğini hissetmeli...


Ne mutlu bana ki benim böyle dostlarım arkadaşlarım var. İstanbuldaki limanımda bu masanın etrafında toplandık.
Eski ama eskimeyen dostlarımla hem yedik hem nefessiz kalana kadar güldük hem de zaman zaman geçmişe dalarak hüzünlendik.

Çocukluk arkadaşım Zehra'nın evinde toplanmıştık. Annem öğretmendi. Şimdi emekli oldu. Annem 1. sınıfta Zehra ile benim öğretmenimdi. Ben zaman zaman iyi notlar aldığımda Zehra anneme "hhheeeee kizundur verurusun ona eyi notlari" diyerek anneme hesap sorarmış:))) Annem hala anlatıp güler. E bu masayı da şenlendirdi bu muhabbet tabiii .

Zehracığım karnı burnunda olmasına rağmen yaş pastamıza kadar yapmıştı. ellerine sağlık arkadaşım. Sağlıkla bebeğini büyüt inşallah...

Hep böyle kalmak dileklerimle.

13 Nisan 2012 Cuma

Kurabiye


Hani bazı arkadaşlarınızla çok uzun zamanlar ayrı kalsanız da bir ayaya geldiğinizde sanki dün ayrılmış gibi yakındır o uzak mesafeler... Hani o son sarılış anınızı hissedersiniz...O güzelim arkadaşlığınız için yeniden ve yeniden şükredersiniz ya işte o arkadaşlardandır benim için Nuray...

Nuray'la tanışma hikayemiz çok gariptir... Tam detayları hatırlamasam da hala, bir gün okul çıkışı bakkaldan elimde elma poşeti ile hoptiri hoptiri eve dönerken önünde annesi arkasında kendisi puslu yağmurlu bir havada dertli dertli yürüyüşleri gelir gözümün önüne. Annesi krem rengi bir yağmurlukmuydu hatırlamıyorum kendisi uzun siyah bir etek armalı armalı bir deri mont upuzun saçları ile yavaş yavaş yürüyolardı. O an içimden geçen tek his  "bunlar da kim? ve niye bu kadar üzgünler ??" . Üzgün olduklarını da nerden çıakrdım bilmiyorum ama çok üzgün görünüyolardı. Bizim ilçe küçük bir yer olduğundan bunlarda kim sorum çok mantıklıydı? Ankara da böyle bir soru sorsam sanırım abes olur:)))

Derken günler geçti gitti meğer karşıda bir ev vardı orda oturmaya başlamışlar. Ailecek bizim ilçeye taşınmışlar ( zaten oralıydılar ama yaşamak için). Sonra tanıştık. Beraber aynı okula başladık. Aynı sırada oturduk. Aynı şeylere güldük aynı şeylerden yedik... Karşı apartmanlarda oturduk...Yoldaş olduk resmen... O kadar güzel günler geçirdik ki beraber buraya yazmaya kalksam ne sizde kafa kalır dinleyecek ne bende kuvvet kalır yazacak:))))

Sonra ben üniversiteyi kazandım gittim Onlar da İstanbla yerleştiler... Yıllar sonra doğduğum ilçeye geri döndüğümde Nuray'cığımın camına bakarken hala hüzünlenirim. Eskiler gelir aklıma bir neşelenirim bir üzülürüm... Meğer nerde yaşarsan yaşa orayı güzelleştiren insanlarmış bunu farkettim...

Benim için hep aynı yerdesin arkadaşım... Dilerim Allah tüm güzellikleri senin kaderine yazar...

Bu kurabiye tarifi de kendisine ait. İstanbula gittiğimde yapmıştı. Anlatım da kendisine ait. Çok lezzetli ve tek lokmalık bir kurbiş.. Tavsiye ederim.

İçindekiler

  • 1 paket margarin
  • 1 su bardağı nişasta
  • 1 yumurta
  • 4 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 kabartma tozu
  • alabildiğine un ve bir silme çay kaşığı kadar tarçın
 
 
Hazırlanışı
  
Hepsini aynı anda yoğur. Rulo yapıp küçük kçük kes.
 
180 derecede pişir. Fırından çıkınca sıcak iken bir
 
kasenin içine biraz toz şeker ve tarçın döküp kurabiyeleri
 
bu karışıma bula.

 

 

 

11 Nisan 2012 Çarşamba

Cem Davran ile Alevli Günler


Bu sene sanatsal faaliyetlerin dibine vurduk desem yeridir:) Esma ile alabildiğine konser tiyatro ne bulduysak gittik. Şehir fırsatçısı da diyebilirsiniz bize kısacası:)

Bu oyuna da Ankara tiyatro festivali kapsamında eşimle beraber gitmiştik. Söz konusu Cem Davran olunca insan kendini çok güleceğim aman yatıp yerlerde yuvarlanacağım diye ayrlıyor ama öyle olmadı. Aksine oyun hafiften hüzünlüydü bile.

Cem davran gerçekten çok profesyonel çok başarılıydı...


Oyunu çok fazla ayrıntılandırıp gidecek olan insanları hayal kırıklığına uğratmamak adına söyleyebileceğim tek şey "Bu oyuna harcayacağınız zamana ve paraya kesinlikle değer" . İmkanınız ve zamanınız var ise gidin görün derim...

7 Nisan 2012 Cumartesi

Çocukluğumun Hatırları


Bu görmüş olduğunuz tahta ev benim babanemle dedemin evi. Resime her baktığımda deriiinnn bir iç geçiriyorum.. Ne çok şey hatırlatıyor bana bu ev bir bilseniz. Niyeyse en çok da Hatice Teyzemi hatırlıyorum.

Hatice teyzem ile annem iki kardeş ile evli. Yani hem kızkardeşler hem eltiler. Diğer iki teyzem de elti. Çok iyisiniz ya bir alan bir daha alıyor sizden diye uğraşıyorum onlarla arasıra.

Teyzem evlendiğinde ben ilkokula filan gidiyordum. Bu eve gelin gelişini hatırlıyorum. Amcam istanbulda kendisi bir süre babanemlerle yaşamak için bu evde kaldığı zamanlarda karlar altında danteller işlediğini hatırlıyorum. Zeytini çok fazla sevmesini ama yeni gelin olduğu için de çok yemeye utandığını "hadi elif dedene söyle de şöyle güzel siyah zeytin alsın gelsin" dediğini hatırlıyorum... Kardeşlerinin Gülizar ablamın onu ziyarete gelişini o ziyaretlerdeki kahkahalarını hatırlıyorum...

Sonra bu evin bahçesinde dedemin küçücük radyosunu açıp da sandalyede oturup acep ilerde neler yaşayacağım düşüncelerini hatırlıyorum....

Babanemin inekleri vardı . İnekler taşta yatamaz onların altına yaprak toplamak lazımdı. Bizim karadenizde ya erkek olcaksın ya da ahırda olcaksın derler:))))) Tabiki hemen mealini yazayım. Erkeklere genelde aşırı hizmet vardır. Aman sen otur ben yapim sen yeme ben yedireyim sen hasta olma ben olayım sen nefes alma ben senin yerine alayım ... İneklere de öyle :) Kendilerine her akşam yal pişer öyle kuru ot olmaz kabuklardan sıcak şekilde verilir. Taşta yatmazlar sonbaharda o ormanların altı hep süpürülüp istiflenir sonra da altlarına serilir. Hep taranır kaşağılarla yazın hava alsınlar diye yaylaya çıkarılır... Vay beaa walla ahırda olmak var:))

O yaprakların eve getirilişini içlerindeki dikenlerin temizlenişini ambara yaprakları sıkıca istiflemek için üstlerinde atlayışlarımızı hatırlıyorum....

Her yaz kuzenlerimin gelmesini dört gözle beklediğimizi onlarla nasıl güzel oynadığımızı hatırlıyorum...
Deli kuzenlerim Erhan ve Muratla akşamları çay demleyip kapnın önünde oturduğumuz sonra evin üzerindeki mezarlıktan ses geliyoooooo diye beni korkudan geberttiklerini hatırlıyorum... Burdan kendilerine sevgilerimi sunuyorum...:) pislikler:) Ben de sizin çocuklarınızı korkutcam hele Erhan sen görürsün:)

Yan taraftaki evde Seda diye arkadaşım vardı. Yazları gelirlerdi. Sadece Seda değil tüm kuzenleri de  gelirdi . Onlarla geceleri saklambaç oynamalarımızı hatırlıyorum. Bir saklambaç esnasında Sedanın annesinin ısırganlıkların içine düştüğünü de tabe:))))

Bahriye teyzemin yaptığı o misss pazılı börekleri... Aman yarabbiii ne güzeldi ne güzel...

Dedemi hatırlıyorum hep hüzünlü hep sessiizzz... hep düşünceli inceden inceden... Acep neler düşünürdü...

Babanemin bitmek tükenmek bilmeyen sabrını nazımızda oynayışını hatırlıyorum...

Miss gibi taze pişmiş mısır kokularını fırından çıkmış patateslerin kokusunu hatırlıyorum...

Kuzenim Kadir'e bakarken ( tabi ben de çocuk ama mecbur bana teslim ediyolardı çocuğu) onunla resmen oyuncak bebek gibi uğraştığımı hatırlıyorum. Şimdi düşünüyorum da yengem nasıl sen emanet etmişsin onu bana yaaa:( Yemeğinden uyumasından herşeyine kadar ben ilgileniyodum çocukla ve en fazla ortaokula gidiyorumdur. Çok şükür başına bişey gelmedi... O kadar severdim ki onu: ) Isıra ısıra sevdiğimi hatırlıyorum bebeyi:))

 


Bu tahta balkondan görülen manzarayı seyre doyamadığımı hatırlıyorum...
Balkondaki üzüm asmalarından üzüm yiycez diye hayatımızı tehlikeye attığımızı da tabi:)) Valla çocuk aklı bu olsa gerek. Ölümüne üzüm yemece düşme kafamızı kırma şansımız olsa da ...

Dedem vefat ettiğinde bu balkonda kuzenim Canan ablanın içli içli ağlayışını hatırlıyorum :(

Hep bu güzel günlerin ardından tüm kuzenlerimin ve arkadaşlarımın evlerine dönüşlerini hüzünle seyrettiğimi hatırlıyorum ... :(

Ben de gitsem hepsiye diye vahlandığımı...

Daha neler neler ....


Eskilerden geriye kalan hatırlar zaman zaman derin derin iç çektiriyor bana ... Ama sanırım hepsi zamanında güzeldi...

Dedikleri gibi her yaşın her zamanın kendine has bir efsunu var. Sanırım ondan olsa gerek eskiye olan bu hüznümüz ve yeniye olan kuvvetle arzumuz....

5 Nisan 2012 Perşembe

Sebzeli Karides


Ta taaammmm:))
Şu güzelliğe şu lezzete bakın arkadaşlar yaa:)
Görmüş olduğunuz bu leziz karides ege yemeklerinin ustası olan Barış arkadaşımıza ait. Bize hazırladığı nefis balık sofrasının kralı kesinlikle sebzeli karides idi.

Yemeğin yapılışı çok basit ama karidesleri temizlemek zor. Yaklaşık 200 gr temizlenmiş karides , 200 gr mantar, 2 adet yeşil sivri biber 2 adet kırmızı biber temizlenip doğranıp kiremit güvece alınır. Üzerine 3 yemek kaşığı dolu dolu yağ eklenir 2 tatlı kaşığı kırmızı toz viber ve tuz eklenerek fırında pişirilir ve afiyetle yenir efendim:)



Sofra değil de insanı neşelendiren sohbetlerdir insanın içine işleyen....