26 Ocak 2012 Perşembe

İyi Ki Doğdun Asit:)

Başlığı görenler ilk aşamada Asit de ne isim desen isim değil gerçek anlamını düşününce mantıklı değil bu da neyin nesi aceppp??

Efenim Asit aslında Asiye demek. Benim işyerinden arkadaşım. Kendisi şu an başka işyerinde ama sonuçta my collage:))) Benim sevgili oğlum küçükken isimleri tam söyleyemezken Asiiiiitttt gel bi odama bak gel .. Asiiiittt gel şöyle yap Asit gel böyle yap Asit Asit diye diye kızın adı Asit kaldı :)

Canım arkadaşım. Yıllar sonra sana güzel bir doğum günü jesti yapmak istedim. Umarım kurabiyeler kırılmadan donmadan güzelce yerli yerine varır.

İyi ki seni tanımışım.. Doğum günün kutlu olsun canım arkadaşım.


Bu arada gezmeye kıyafete süse püse oldukça düşkün olan arkadaşım için böyle ayakkabılı elbiseli bir konsept hoş olur diye düşündüm...

Annem her zaman bana der ki "Ellliiiifff hayde cehenneme gezmeye gidelim deseler kalkıp gidersin" ... :))) Asiyeeee eminim sen de benle gelirsin:)) Gezmeci seniii:))

Nice mutlu güzel yılların olsun inşallah...

25 Ocak 2012 Çarşamba

İyi Ki Doğdun Ceren

Evlen evlen evlen diye didiklediğimiz bir arkadaşımız vardı... Hakannnn seni kim alır haakkaaannnn evlen artık hakaaann şöyle hakan böyle diye diye çocuğu öldürür duruduk:)) Ve Hakan sonunda bir gün aşık oldu ve bizi kız arkadaşı ile tanıştıracak.
Hiç unutmuyorum. Armada'ya gitmiştik. Sanırım sinemaya gidecektik ama hangi film hatırlamıyorum. Azcık sıksam dişimi onu da hatırlıcam da bilemedim şimdi. Gittik oturduk. Sapsarı saçlı beyaz tenli mavi gözlü simsiyah gözlük çerçeveleri ve kırmızı ojeli elleri ile son derece iddalı bir hatun oturuyor karşımızda:) Amanınn dedim pek bi dediğim dedik çaldığım düdük bir kıza benziyor bu böyle. Sonra siyah boğazlı bir kazak uzzunnn siyah üzerine kırmızı çiçekli bir etek ile kalktı hatun ayağa:)) Cerreeennn bak tüğm ayrıntıları hatırlıyorum. Girdik sinamaya seyrettik. Avukat hanım pek pas vermedi bize o gün onu hatırlıyorum son olarak.....
Şimdilerde ise o günlerden sonra o kadar uzun zaman geçti ki. Ceren anne oldu İstanbula taşındı neler oldu neler... Tanıdıkça daha da çok sevdim ben o iddalı kızı. Tanıdıkça ne denli yumuşak bir yüreği olduğunu öğrendim... Tanıdıkça çok marifetli bir aşçı olduğunu öğrendim... Tanıdıkça ne kadar özverili ne kadar insancıl candan olduğunu öğrendim ve çok sevdim...

Şimdi ayrı yerlerde olsak da "geldiğinde boşluk dolduranlardan değilde gittiğinde yeri dolamayanlardan" oldu benim için...

Canım arkadaşım iyi ki seni tanımışım. Hakan'la beraber mutlu güzel yaşlanın inşallah.
Doğum günün kutlu olsun seni çok seviyorum...

Not: Umarım kurabiye yolda kırılmamış ve zarar görmemiştir valla çok üzülürüm:((

22 Ocak 2012 Pazar

Kıtır Kek



Bu Özlem olmasa ben napıcam ya. Yine muhteşem bir tarifle blogumu şenlendirdi. Yakında kendi blogunu kuracak ve eminim yıkılacak o blog:)) Takip etmeniz şiddetle tavsiye olunur...

Yine Özlemce bir tarif sizlerle:)) Ben an itibari ile denedim ve miss gibi çayla yuvarladım bile:))


elüüüüüf anladım ki sen denenmemiş tarifler peşindesin.. bu konuda yardım alabıleceğin en iyi kişi benim ve iddalıyım :)) benım kurtarıcı kekımın tarıfını paylaşıyorum senınle. yaklaşık 15- 20 gun arası tazelığını koruyan enfes bır kek ::)) bu kes yapıştır işini sevmedim haa.. kes yapıştır yaparsın dıye gayet ıtınalı yazıcam bu tarifi
ani misafirde ikramlık süper kek


KITIR KEK

malzemeler
 5 yumurta
 1,5 bardak şeker
 1 bardak çiçek yağı
1 paket kabartma tozu
 1 bardak kuru üzüm
1 bardak ırı çekılmış fındık
aldığı kadar un

 yapılışı
yumurtalar itinayla ve sarsmadan kırılır ( bu işlemi nasıl becerırsın bılemıyorum ) şekerle narin narin çırpılır. daha sonra çiçek yağı koyulur yıne çırpılır. un ve kabartma tozu ılave edılır. kekının kıvamı verıldıkten sonra üzüm ve fındık koyulur. hamurun yoğun bır kıvamda olması lazım.karışımı neye döküceğini söylememe gerek yok heralde ( ne büyük azabı var o bızım borcamımızın her ALLAHın günü fırında, fırından çıkar çıkamazda makinede.. onunda cehennemı fırınla b.makinası)
hamuru borcama döktükten sonra onceden ısıtılmış fırında pişiriyosun ( normal kek kadar pişirmıyosun, kürdanla test edersın)
fırından çıkar çıkmaz 1 parmak genişliğinde kesıceksın keki
 enıde boyuda parmağınla aynı olcak
 kestığın dilimleri yatay şekilde buyuk fırın tepsısıne diziceksin
150 derecede kek dılımlerını kızartacaksın( kurutacaksın, kıtır kıtır kek bu )
kekler soğuduktan sonra tupperware kaplarına koy istediğin zaman al ye ) tupperwarelerim yok diyosan gidip alıcaksın bu kek dandık kaplara koyulmaz yazık olur
bunu yazmassam çatlarım
ınankı yazması daha uzun , yazana kadar ıkı tepsı yapmıştım uuuh nenem lailehe illellah öptüm seni byy

19 Ocak 2012 Perşembe

Yufkalı Milföy Börek







Gençler ve kendini genç hissedenler!!!! İyi günlerr!!!

Slogan gibi oldu yaw:)) Bak şimdi aklıma hemen ne geldi yaaaa:))) Biz küçükken bir tane hava durumu spikeri vardı Hülya idi adı da soyadını bilemedim şimdi. "Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun" derdi:))) Hahahah hatırladım walla ... O dönemde havadurumu reytinglerinde patlama olduğuna kalıbımı basarım:)) Sapsarı uzun uzun saçları vardı. Güzel hatundu vesselam:))

Neysee Bu misss gibi börek yine benim çılgın arkadaşım Özleme ait.  O'nun da havalar nasıl olursa olsun her daim havası iyidir. Aynı burçtanız aslında ama bu kız pek neşeli yaw:)))) Özleeeemmmmm moralini ne bozar senin yaa:) Allah bozmasın maşallah maşallah.

Yine tamamen kendi yazısını copy paste yapıyorum buraya. Akşam yaptım ben muhteşem oldu muhteşem. Resimdeki benim ellerimden çıkma tarif Özlem'den. Çok da pratik. Ayrıcana heç biryerde bu tariften görmedim:)))


malzemeler;


bizim meşhuur dıkdortgen borcamımız :)) ( Bir tane dikdörtgen borcamım var kırılsa bu tarifleri nerde yaparım mazallahh pek kıymetli)

8 adet milföy

1 adet yufka

peynir

1 yumurta

1çay bardağı süt

1 çay bardağı soda

3 yemek kaşığı sıvı yağ





elifcüğüm 4 adet milföyü borcamın tabanını kaplayacak şekılde merdaneyle aç ve borcama koy.

yufkanın yarısını didikleyip mılföyün üzerine koy.

arasına koymek ıstedığın kadar peynir koy ve 3 yemek kaşığı sıvı yağıı gezdır

kalan yarım yufkayıda dıdıkleyıp peynırın üzerine koy

kalan 4 adet mılföyüse açarak böreğimizin kapağını yap

böreği dilimle

soda yumurta süt hepsini ıyıce çırptıktan sonra böreğin üzerien dök

170 derecede pişir..

ben börek pek sevmem ama bu tam benlık ...mutlaka dene çok kolay ve güzel.. anlamadığın yer varsa ararsın öptüm seni byyy

Çılgın arkadaşımın blogu http://mutfakkokusu.blogspot.com/ . takip etmeyen pişman olur...:)
 
 

Hepisini yaptım ve anladım Özlem'cim... Yeni tariflerini bekliyorum..Öpüyorum seni:)

18 Ocak 2012 Çarşamba

Küçük Melih 2 Yaşında

Benim yaramaz mı yaramaz şeker mi şeker yeğenim bugün 2. yaşına girdi. Haftasonu kendilerini ziyarete gittik ısırmaktan peşimden koşmaya kadar herşeyi yaptı kuzum:) Biraz hareketlidir de kendileri:)

Ama onu sevmekten sıkıştırmaktan geri bırakmadı beni...



Bunlar da halasının doğum günü hediyeleri. Huzurla sağlıkla büyü inşallah güzelim benimm:))

12 Ocak 2012 Perşembe

Yeni İş Yeni Ev Hediyesi


Her post yazacağım zaman aklımda mutlaka bişeyler olur ama her oturduğumda o anda dikkatimi çeken başka bir konu eski konuyu unutturur. Normalde post yazarken bi resimlerle alakası olur tarif olur filan...Bende hiiiçççç aklıma ne eserse o resim filan hak getire:)) Ayrıca yazdığım şeyleri yayınlamadan önce de okumam o zaman büyüsü kaçıyo kusur buluyorum samimiyeti gidiyor diye habis bir düşüncem var nedendir bilinmez:)))
Çalıştığım kurumda online eğitimler geliyor bize. Onları 1 ay içinde veya x bir sürede bitirmemiz bekleniyor. Bitirmezsek filan müdüre mail gidiyo o niye yapmadınız diyor biz pardon diyoruz gibi bir silsile var. Ben de bu durumlara düşmemek için öğlen aralarımda o eğitimleri bitirmeye azmediyorum. Yaw ama o kadar saçma sapan eğitimler geliyor ki bazen Allam ya bu nerden çıktı ya diye diye yapıyoruz. Şimdi kulağımda "İş Güvenliği Eğitimi" var... Ama o kadar komik ki:)))))))))))

Bi tane luzümsuz bie eleman var. Kendşi kendine deprem aleti ile deprem simulasyonu yapıyo sonra aaa bi bakim yangımn çıkınca napcak bunlar filan diyor yangın çıkarıyor ..O aşamaları geçtim de şimdi güvenli sürüş var. Animasyon bunlar adamla beraber sen yapıyosun:)) Adamı arabaya bindirdim. Hooopppp lastikleri kontrol etmediniz diyor.. Yaw hangimiz arabaya binerken 4 tane lastiği de tekmeliyoruz acep merak içindeyim:) Neyse güç bela bindik şimdi eve gidiyoruz . Adam diyo ki bi müzik dinleyeyim radyoyu açayım. Radyoyu bi açtık nasıl komik bi müzik şu an kafamı sallamamak için kendimi zor tututyorum:)))) Çıstak çıstak:))) Do you like carr ups ups:))))) Hahahahah:)) E tabi müziği kısmak lazım yoksa dikkati dağılır. Sonra adamın canı simit çekti şimdide:) seçenekler var eve kadar sabret yok dur ye:)))) Biz tabi sabrettik:)) sonra mail geldi telefona:) Tabiki biz maili araba kullanırken okumadık. Şimdi de sağasalim eve geldik. Tam geldik adam kapot mu kaput mu açtı ve yüzüne patladı:))))))
Allam ya slaytı hazırlayanlar valla hiç gülesim yoktu öğlen öğlen epey eğlendim:))))

Şimdi konu nasıl bağlanır bilemedim ama bu iki kurbiş şimdi yolda tıngır mıngır sahibine doğru gidiyor. 8 yıldır beraber çalıştığımız arkadaşımız ani bir kararla önce İstanbul'a taşındı sonra da işten ayrılıp başka bir işe geçti. Ben de hem yeni aldığı evi hem de evi gibi olacak yeni işini kutlamak için 2 tane kurbiş yaptım kendilerine:))

Umarım çok mutlu huzurlu olursun oralarda. İstanbul'un sana iyi geldiği kesin. Allah'ım bize de ii gelir inşallahhh:)))


Edoşumm yeni evin yeni işin yeni hayatın herşeyi hayırlı uğurlu olsun inşallah.
Sevgiler:)

10 Ocak 2012 Salı

Ayasofya Trabzon


Kaplumbağaları oldum bittim merak etmişimdir. Acaba üşeniyorlar mı diye çok merak içindeyim açıkcası::))) Bizim de evimizde var bir tane. Adı Mert :) Bize geliş hikayesi oldukça trajikomik olsa da kendilerine gayet alışmış durumdayız:) Sevgili arkadaşım Ebru 2 yıl önce yaz tatiline giderken kaplumbağamıza bakar mısın diyerek bana teslim ettiği kaplumbağasını hala geri almadı:))) Kızı ismini Mert koyduğu için böylece artık bizim oldu. Mert'in başından epey macera geçti açıkcası.... Önce bayram tatillerinde işyerine bırakıyorlardı arkadaşı sonrasında bir tatilde kaplumbağa kabından çıkıp kaçtı. Yok eleman yok arkadaş... Sonra umudu kestikleri bir anda bi yerlerden çıkıverdi.

E sonrasında biz de tatile gidiyoruz hayvan evde olmuyor. Haydiiii doğğru trabzona bizim kaplumbağa. Orda tüm bebelere yalvardım alın sizin olsun diye yok almadılar garibanı:))) geçenlerde yemi bitti aldım alcam diye 4 gün geçti hayvancağız ölümden döndü:)))

Ama artık dedim ki "sen benim kaderimsin" bunca şey başına geldi sana bişey olmadı ya artık gözüm gibi bakıcam sana... Bizim Mert'cik bu kaplumbağaya göre oldukça küçük ama o da çok üşengeç. Kafasını kaldırmaya hali yok... Du bakalım nolcak sonu...

Şimdi bu konu Ayasofya'ya bağlanır mı bilmem ama valla bağladım gitti. Bu gördüğünüz güzellik Trabzon'da bulunan Ayasofya Müzesi. Fatih Sultan Mehmet in sarayı olarak adı geçiyor. Muhteşem bir bahçesi yeşillikler içinde çok hoş bir alanı var. Karadeniz'e yolu düşenleriniz olursa deniz manzaralı bahçesinde bir yorgunluk çayı içmenizi tavsiye ederim.

Şöyle derriiinnn bir ooohhhh çekerek o mis havayı içinize çekmeniz o mis manzaraya karşı hayaller kurmanızı diliyorum:)

Gidin gezin neşelenin:)



Bu da bizim mucadeleci Mert:)) kafayi da uzatmis .... Boynun kirilcak hoooppppp:)))


Yeni Eklemedir: Küçük Mert'imiz gitti:( Cumaresi 21.01.2012 de bir de baktım ki yaramaz kaplumbağacık ölmüş. Valla içime nasıl oturdu anlatamam:( Mert de "ona iyi bakamadık mı anne" diyince vicdan azabı da çekmeye başladım. Elveda yaramaz...

6 Ocak 2012 Cuma

Yağmur 1. Yaş günü Kurabiyeleri


Minik yağmurcuk bu kurbişleri kemirmeye çlıştığında 1 yaşındaydı ama şimdi ikinci yaşını da kutladık bitti:)
Ne tembelim ne tembelim yaaa... 2011 de blogum çok yalnız kalmış :) çok ihmal etmişim güzel blogumu:)


Yağmur tüm güzelliği ve şirinliği ile büyümeye devam ediyor. Bunlar da güzel hatıraları olsun inşallah:)

5 Ocak 2012 Perşembe

Her Yöne 90 Dk.

Yine güzel bir oyunla burdayım:)) 2011 yılı sosyal açıdan iyiydi demiştim size ... Bu da onalrdan birisi. Ankamall Sanatolia sahnesinde sergilenen bu oyunu Esma ile şehir fırsatlarında yarı fiyatına bulup almıştık. Biletleri aldıktan sonra oyun hakkında biraz araştırma yaptık ekşi sözlükte valla yerden yere vurmuşlar. Bi Allah belanızı versin demediler yani o derece... Yaaaa ööööffffff nerden aldık bunu diyerek gittik oyuna. Para da vermişiz gitmesek olmaz. E oyuncular çok tanıdık bu kadar da beter olmaz diye diye oturduk.

Oturduk oturmasına da tam ışıklar kapanıcak birisi geldi. Hanfendi bizim yerimize oturmuşsunuz. Biz de yooooo diyoruz ama biletleri çantanın içine atmışız. Malum kadın çantalarını da düşününce hele bi de karanlık olunca bileti bulamadık. Ara allah ara yok yok arkadaş yok yani:))) Neyse tamam dedi gitti eleman. Gittikten 5 dk sonra bileti bulduk. Anaaaa bi bakarız ki sol 1-2 imiş biz orta 1-2 ye oturduk. Vahlana vahlana ilk yarıyı seyrettik. Bu arada ilk yarı çok eğlenceliydi. Sonra ara verildi. Biz biraz utanarak biraz da napalım artık olan olmuş diyerek kendi yerimize yol alıp arkadaşlara "biz bi yanlış yaptık buyrun yerinize geçin biz de ikinci yarıyı burda seyredelim" diycez... Gittik ki kızın suratı 10 karış . "Artık olan oldu ne farkeder bu saatten sonra eşim sizi uyardı bıdı bıdı bıdı bıdıdıddıdıdıdıdı" :(((((((((((((( Eyvah eywah.. Özür diledik bilmem ne yokk geçmediler yerlerine. Zaten uzatcak bişey de yok aslında birimiz bir uçta birimiz bir uçta ama aynı sırada. Görüş mesafe herşey aynı yani. Ne var geçsen  o kadar özür diledik noollmuşşş yani nolmuşşş ufak bi hata:)

Hulasa söylene söylene yerimize döndük ikinci yarı başladı. Allah'ım Esra Erol ile evlilik adı altında bir canlandırma yaptılar bayılcaktık gülmekten. Resimdeki sarı kız-adını unuttum şimdi- o kadar başarılıydı ki anlatamam. Normalde diperleri  kendisinden daha ünlü dizilerde filmlerde çok gördük kendilerini ama bu kız başkaydı. İşleri uzattı sahneye seyirciyi davet etti filan. Harikaydı yani sonuç olarak...
Bence siz de bilet bulursanız ve fırsatınız varsa mutlaka gidin. Biz eve dilimizde "her yöne 90 90 dakka umurumdamı dünya" nidalarıyla döndük:)))))

Gidin ve neşelenin:)))

3 Ocak 2012 Salı

Kuymak


Karadeniz mutfağının baştacı , sabah kahvaltılarımızın kralı mı desem kraliçesi mi:) bi cins kategorisi yapamadım şu an :)

Rahmetli babaneciğimin ellerinden yerdik kaymaklısını .. O zamanlar yaylaya çıkardı babanem yazları. Yayla evlerince kuymak olmazsa olmazdı. Yaylacı kuymağı denirdi onlara .Yaylalara gezmeğe giden insanlar tanıdıkları yaylacıların evinde kuymak molası verirlerdi. Babanemle çok kalmışlığım vardır yaylalarda. Anam düşünüyorum da nasıl kalmışım orda yaw:) Elektrik yok akşamları olunca karanlık çöker gaz lambaları yanardı minicik evde babanemle sobanın başında otururduk. Akşam erkenden yatar sabahın kör vaktinde kalkardık. Dümdüz alabildiğine yeşil uçsuz bucaksız yerdi bizim yaylamız. Miniminnacık bir ev vardı. Ahşaptan. 1 tanecik odası saçtan tavanı vardı. Gece yağmur yağdığında pek bir korkunç olurdu. Tıkır tıkır tıkır o saçlara vuran yağmurlar nasıl gürültü yapardı evin içinde :))) Anneeee:))))) Babanemi pek uğraştırırdık onu yemez bunu yemez kadına kırk dereden su getirdik O da napsın aman bana arkadaş oluyorlar diye kızmaz yollamazdı bizi evimize:) Nasıl bir güneş olurdu zaman zaman. O güneş ki bizi öyle bir yakardı ki ancak eve döndüğümüzde farkederdik yayla kızı olmuş çıkmışız:)))
Babanem rahmetli olduktan sonra o ev bakımsızlıktan yıkıldı. Heryeri çatladı duvarları yıkıldı harabeye döndü... İnsan o anıları o halde görünce gerçekten çok üzülüyor. Çocukluğunun hatıraları duvarların altında kalmış diye çok iç geçirmiştim...
Amaaaaa sevgili babam ve amcam bu yıl yayla evine yeniden hayat vermeyi kafalarına koydular. Yıkılan evin yerine dünyalar tatlısı çok şirin ahşap bir ev yaptılar. Bu yaz evde yaylanın güzelim suları ve havası eşliğinde kavurma yeme şansımız oldu mmhhhh tadı hala damağımda:)

Ben kendimi iyice hatıralara kaptırmadan şu kuymağın tarifini vereyim;
Malzemeler;
  • 3 yemek kaşığı tereyağı ( malum yağlı olacak ama bu işin usulü bu)
  • 2.5 yemek kaşığı tepeleme mısırunu
  • 200 gr telli peynir. Yoksa kaşar peyniri de olabilir.
  • 2 su bardağı soğuk su
Yapılışı;
Tereyağı ile mısır unu mısır ununun kokusu çıkana kadar güzelce kavrulur. İçine soğuk su ve peynir eklenir. peynir iyice eriyene kadar karıştırılır. Kısık ateşte 10 dk kaynadıktan sonra pişirilir. Ekmek bandıra bandıra yenir ve yayla günleri , çocukluk hatıraları anılır:)

İşte yayla evinin yeni versiyonu. Mis misss havası suyu yokluğu yalnızlığı herşeyiyle mis:)

1 Ocak 2012 Pazar

2012 Geldi Çattı:)

Bu yıl ilk defa arkadaşlarımızla beraber bir yeni yıl geçirdik. İş sebebi ile yıllarca yeni yıla işte olurduk. İşyerinde sabahlar kendi çapımızda orda bişeyler yapardık. yeni yıla çalışarak girilir mi diye öööffff pöööffff çeke çeke hem çalışır hembişeyler yapardık. Yemekhane bize meyve kuruyemiş bazen kalpli kurabiye yapıp getirirdi. :)))) Güya moral olsun iyi çalışalım diye....

O zamanlar hep derdim "çalışmadığım ilk yılbaşı bi hindi pişircem ooohhh bi güzel de sofra kurcam çalışmıyorum çalışmıyorum diye bağırcam diyodum:)) Dualarım kabul oldu ama hindi' yi pişirmek Ceyda' ya düştü:) Hoş O da kendi yapmadı ya başlarsam uzun hikaye:)

Ceyda'cım sağolsun epey zahmetlere girdi... Bir sürü yemekler içli köfteler neler neler... Allahım şu an mide fesatı geçirmek üzereyim:)))
Sonuç olarak yeni yıla çocuklarımızla eşlerimizle gayet mutlu bir şekilde girdik. Yedik içtik eğlendik...Umarım 2012 böyle hep neşeli huzurlu geçer...


Herşey mis mismisti...