7 Nisan 2012 Cumartesi

Çocukluğumun Hatırları


Bu görmüş olduğunuz tahta ev benim babanemle dedemin evi. Resime her baktığımda deriiinnn bir iç geçiriyorum.. Ne çok şey hatırlatıyor bana bu ev bir bilseniz. Niyeyse en çok da Hatice Teyzemi hatırlıyorum.

Hatice teyzem ile annem iki kardeş ile evli. Yani hem kızkardeşler hem eltiler. Diğer iki teyzem de elti. Çok iyisiniz ya bir alan bir daha alıyor sizden diye uğraşıyorum onlarla arasıra.

Teyzem evlendiğinde ben ilkokula filan gidiyordum. Bu eve gelin gelişini hatırlıyorum. Amcam istanbulda kendisi bir süre babanemlerle yaşamak için bu evde kaldığı zamanlarda karlar altında danteller işlediğini hatırlıyorum. Zeytini çok fazla sevmesini ama yeni gelin olduğu için de çok yemeye utandığını "hadi elif dedene söyle de şöyle güzel siyah zeytin alsın gelsin" dediğini hatırlıyorum... Kardeşlerinin Gülizar ablamın onu ziyarete gelişini o ziyaretlerdeki kahkahalarını hatırlıyorum...

Sonra bu evin bahçesinde dedemin küçücük radyosunu açıp da sandalyede oturup acep ilerde neler yaşayacağım düşüncelerini hatırlıyorum....

Babanemin inekleri vardı . İnekler taşta yatamaz onların altına yaprak toplamak lazımdı. Bizim karadenizde ya erkek olcaksın ya da ahırda olcaksın derler:))))) Tabiki hemen mealini yazayım. Erkeklere genelde aşırı hizmet vardır. Aman sen otur ben yapim sen yeme ben yedireyim sen hasta olma ben olayım sen nefes alma ben senin yerine alayım ... İneklere de öyle :) Kendilerine her akşam yal pişer öyle kuru ot olmaz kabuklardan sıcak şekilde verilir. Taşta yatmazlar sonbaharda o ormanların altı hep süpürülüp istiflenir sonra da altlarına serilir. Hep taranır kaşağılarla yazın hava alsınlar diye yaylaya çıkarılır... Vay beaa walla ahırda olmak var:))

O yaprakların eve getirilişini içlerindeki dikenlerin temizlenişini ambara yaprakları sıkıca istiflemek için üstlerinde atlayışlarımızı hatırlıyorum....

Her yaz kuzenlerimin gelmesini dört gözle beklediğimizi onlarla nasıl güzel oynadığımızı hatırlıyorum...
Deli kuzenlerim Erhan ve Muratla akşamları çay demleyip kapnın önünde oturduğumuz sonra evin üzerindeki mezarlıktan ses geliyoooooo diye beni korkudan geberttiklerini hatırlıyorum... Burdan kendilerine sevgilerimi sunuyorum...:) pislikler:) Ben de sizin çocuklarınızı korkutcam hele Erhan sen görürsün:)

Yan taraftaki evde Seda diye arkadaşım vardı. Yazları gelirlerdi. Sadece Seda değil tüm kuzenleri de  gelirdi . Onlarla geceleri saklambaç oynamalarımızı hatırlıyorum. Bir saklambaç esnasında Sedanın annesinin ısırganlıkların içine düştüğünü de tabe:))))

Bahriye teyzemin yaptığı o misss pazılı börekleri... Aman yarabbiii ne güzeldi ne güzel...

Dedemi hatırlıyorum hep hüzünlü hep sessiizzz... hep düşünceli inceden inceden... Acep neler düşünürdü...

Babanemin bitmek tükenmek bilmeyen sabrını nazımızda oynayışını hatırlıyorum...

Miss gibi taze pişmiş mısır kokularını fırından çıkmış patateslerin kokusunu hatırlıyorum...

Kuzenim Kadir'e bakarken ( tabi ben de çocuk ama mecbur bana teslim ediyolardı çocuğu) onunla resmen oyuncak bebek gibi uğraştığımı hatırlıyorum. Şimdi düşünüyorum da yengem nasıl sen emanet etmişsin onu bana yaaa:( Yemeğinden uyumasından herşeyine kadar ben ilgileniyodum çocukla ve en fazla ortaokula gidiyorumdur. Çok şükür başına bişey gelmedi... O kadar severdim ki onu: ) Isıra ısıra sevdiğimi hatırlıyorum bebeyi:))

 


Bu tahta balkondan görülen manzarayı seyre doyamadığımı hatırlıyorum...
Balkondaki üzüm asmalarından üzüm yiycez diye hayatımızı tehlikeye attığımızı da tabi:)) Valla çocuk aklı bu olsa gerek. Ölümüne üzüm yemece düşme kafamızı kırma şansımız olsa da ...

Dedem vefat ettiğinde bu balkonda kuzenim Canan ablanın içli içli ağlayışını hatırlıyorum :(

Hep bu güzel günlerin ardından tüm kuzenlerimin ve arkadaşlarımın evlerine dönüşlerini hüzünle seyrettiğimi hatırlıyorum ... :(

Ben de gitsem hepsiye diye vahlandığımı...

Daha neler neler ....


Eskilerden geriye kalan hatırlar zaman zaman derin derin iç çektiriyor bana ... Ama sanırım hepsi zamanında güzeldi...

Dedikleri gibi her yaşın her zamanın kendine has bir efsunu var. Sanırım ondan olsa gerek eskiye olan bu hüznümüz ve yeniye olan kuvvetle arzumuz....

6 yorum:

ÖZLEMCE dedi ki...

aay elif nerelere götürdün beni :(((
abimlerle sebepsiz yere saatlerce güldüğümü hatırlıyorum....
babaannemin benim canım hiç istemiyor diye köfteleri bizim tabaklarımıza böldüğünü hatırlıyorum.....
abimlerle misket oynamaktan ellerimin simsiyah ve çatlak olduğunu hatırlıyorum....
fındık toplarken annem bizi oyalamak için ırmağa gönderip,lastığime su koyup getirin dediğini hatırlıyorum....
15 yaşlarımda komşudan dondurma çubuğu alıp oya yaptığımı hatırlıyorum....
caminin avlusunda tombala oynadığımı hatırlıyorum...

benim ağlamam nasıl durucak şimdi ...... naptın sen :))

Neşeli Sesler dedi ki...

Ne gunlerdi arkadasim ne guzel be huzunlu ne yoklukla ama ne buyuk varlik olan degerlerimizle dolu gunlerdi....

Coşkunlu Figen dedi ki...

ben bile duygulandım..aile sevdiiklerin..çoçukluğun..küçük şeylerden büyük mutluluklar yaşamak..güzel şeyler...

myuce dedi ki...

Yemek bloğu olduğu için yemeklerden başlamak istiyorum bu evde çocukluğumda yediğim süt kuymaklarını,kesme makarnaları ve helvalı pastaları unutamıyorum rahmetli babaannem ne zaman istesek yapardı onun ellerinden yediğim kadar lezzetlisini daha yemedim.aslında bu evi her görüşümde her içeri girişimde gözlerim rahmetlileri arıyor göremeyince de içimi hüzün kaplıyor.çocukluğumun bayramlari aklıma geliyor akşamdan sabah toplayacağım bayram harçlıklarının hayaliyle yatağa girerdim.önce babaannem ayrıldı aramızdan aradan bir yıl geçmedende dedem.çocukluğumun anılariyla dolu evde böylece ıssız kaldı.

Mehmet

Adsız dedi ki...

Yazdıklarının okuyanlara bir şey ifade edebilmesi için azıcık o saf, temiz ,herşeyden arındırılmış köy hayatını yaşamak lazım.Okurken Ürgüp'te oynadığımız saklambaçlar aklıma geldi,oyun sırasında koşmaktan heyecandan ter içinde kalırdık.Keyifli zamanlardı gerçekten.

Esma

Canan yuce dedi ki...

Aman allahım ne guzel yazmissin. Nasil unutulur, okadar ani var ki bu evde. Kendimi ait hissedebildigim tek ev burası. Her geldigimde koşarak çatıya çıkıp küçük sepetimi ve demokrat lastiklerimi bulurdum. Canimin ici babaannemin kuzinenin basında soyledigi gençlik dolu atismalarini yaşadığım hergün hatirladim. Öyle buyuktuki cocuk gözümde ev, daha büyüğünü hala göremedim galiba. Evin ortasındaki bizi herzaman hazır bekleyen salincagim....cok cok sevdiğim kuzenlerimle kalabalık sofraların tadı unutulmaz. Sabah uyandığımizda, hepimizi hazir bekleyen sut kuymagi ve babaannem unutulabilirmi. Murat'ın sürekli kafasının üstüne düştügünü de unutamadım. Dedem neferdi sanki, onu ugurlayisimiz galiba bizi büyüttü. Babaannem ve dedem hayatta olabilselerdi, biz hala cocuktuk şimdi. Canım, elif, teşekkür ederim.