26 Mayıs 2010 Çarşamba

Canım Yeğenim'e

Ocak ayında aramıza katılan bir küçük kuzu şimdi sünnet oldu da abi oldu yaaaaaaaaa:))



Tombiş yeğenimin yarın sünnet mevlüdü var. Ben orda olamayacağım ama kurabiyelerim şimdi kargo arabasında tıngır mmıngır gidiyorlar. Umarım mevlüde yetişecekler:)

Küçük kuzu öpüyorum seni.



12 Mayıs 2010 Çarşamba

Safranlı Nohutlu Çorba

Bu değişik çorbanın tarifi eşimin ablasına ait. Valla abla çok uğraştırıcı bu çorba bir kereliğine blogumda bulunsun diye yaptım artık sen yapınca yiyeceğiz :) Resmen yapması iki gün sürdü:)
Malzemeler;
  • 1 su bardağı nohut ( bir gce önceden soğuk tuzlu su ile ıslatın)
  • 1 çorba kasesi kadar nohut büyüklüğünde doğranmış yağsız et
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı safran
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • tuz

Yapılışı:

Bir gece önceden ıslattığınız nohutları 1 lt su ile düdüklü tencerede 10 dk haşlayın. Sonra içine etleri ilave edip etler ve nohutlar iyice pişene kadar haşlamaya devam edin. Nohutlar pişince karışımı soğumaya bırakın. Soğuyan çorbanın içinden nohut ve etleri çıkarın kalan suya yoğurdu ilave edip iyice karıştırın. Hatta blendırdan bile geçirebilirsiniz. Yoğurt çorbası yapar gibi kesilmesini önlemek için kaynayana kadar karıştırın. Kaynayınca içine nohutları ve etleri ekleyin. Eğer kıvamı koyu geliyorsa kaynar su ile açın. Tuzunun da ilave ettikten sonra bir taşım daha kaynatıp altını kapatın. Diğer taraftan tereyağı ve safranı kızdırıp çorbanın üzerine ilave edin. Davet sofralarınız için tavsiye ederim. Afiyet olsun.



2 Mayıs 2010 Pazar

Malatya-Urfa ve İçli Köfteler

23 Nisan da 3 günlük tatili değerlendirip hem eşimin kardeşlerini ziyaret ettik hem de çok merak ettiğimiz Malatya ve Urfa' yı görme imkanı bulduk. Sağolsun makinamın pilleri hep beni yarıyolda bıraktığı için resimlerimin çeşitliliği çok az oldu ama bazen bazı şeylerin hatıralarda kalması daha da güzel olabiliyor..


Malatya' ya vardığımız ilk gün Ülkü bizi muhteşem bir kahvaltı ile karşıladı. Uyandığımızda haberimiz olmadan bize sürpriz yapan ablamızla sonrasında Ülkü'nün ailesi de da aramıza katılınca oohh kocaman bir aile kahvaltısı yapmış olduk. Ispanaklı pidelerin hala tadı damağımda. Resimleyemediğim iyi oldu bir de resim çekme bahanesiyle yaparsın belki :)))



Ertesi gün Urfa yollarına düştük. Malatya da Urfa da beklediğimden çok daha fazla yeşil çıktı. Malatya'da uçsuz bucaksız kayısı bahçeleri Urfa'da da fıstık bahçeleri memlekete epeyi bir yeşillik katmış. Yeşilliği bir kenara ama ne yemekler onlar yaaa:) Kaç gün kaburga dolmaları, kağıttta kebaplar analılar kızlılar neler neler yedik. Gerçekten muhteşem yemekleri var. Yemeklerin lezzetli olmasında biber salçasının çok büyük payı olduğunu düşünüyorum. Zira ordan aldığım salça ile evde gelip denediğim yemekler çok güzel oldu.
Urfa da yukarıda resimde gördüğünüz yer Balıklı göl. Bir inanışa göre minarenin arkasında görünen iki tane kule gibi yerden Hz. İbrahim tıpkı bir lastiğe gerilmiş taş gibi lastiğe geriliyor ve aşağıda alevleri göğe kadar yükselen çukura atılıyor. Tam bu esnada çukur su ile doluyor ordaki taşlar ve diğer nesneler balıklara ve çiçeklere dönüşüyor. Böylece Hz İbrahim yanmaktan kurtuluyor. Ordaki suyun özelliğinden dolayı balıklar zehirli oluyor ve yenmiyor. Ama inanışa göre balıklar mübarek olduğu için kim onları yediyse vücudu kabul etmiyor ve zehirleniyor. Gerçekten tüyler ürpertici...



Malatya da yaşanan güzelliklere taaa ortaokuldaki öğretmenimle buluşmam da ayrı bir anlam kattı. Tabi benim siyah önlüklü örgülü saçlarımı hatırlarken elinde 3 yaşında bebe kocaman kadın olmuş birisini görmek oldukça tuhafına gitti. Bir düre birbirimize baktık durduk... 15 sene geçmiş yüzlerdeki ifadeler değişmiş hayatlar değişmiş... Gerçekten çok garip çokk..
Hocam bize içli köfteler yapmış. Ama ne köfteler... Bunlar değişik olsun diye kendi bahçelerinde yetişen ıspanaklar ile ıspanaklı köfte yapmış. Tadı muhteşemdi. Ellerinize sağlık hocam. Bu köfteleri sizde yedikden sonra akşam bir de Ülkü' nün yaptığı cevizli kıymalı köfteleri de yedik. Artık ben o gün çatlamadıysam daha çatlamam:) İkisi de birbirinden değişik ve çok güzeldi. Tabi içine sevgi de katılınca daha da güzelleştiler bence:)


Ben kendim bizzat yapıp tarifi ( eğer tutarsa) kendim ayrıca yazmayı planlıyorum. O kadar bulgur aldık artık yapamazsam olmaz valla. Ama içli köfteleri pişirirken tuzlu suya atıp kaynatıyomuşuz köfteler yukarı doğru çıkmaya başlayınca piştiklerini anlıyomuşuz:)


Sonuç olarak yeni yerler yeni kültürler görmek lazım... Yeni tadları mutlaka yerinde denemek lazım...
Gezimize mutluluk katan küçük Gülbüşü şimiden çok özledik. Tombul yanaklarını bu sefer kıyamadığım için çok ısıramadım ama yazın hiç şansın yok ona göre:)))