2 Mayıs 2010 Pazar

Malatya-Urfa ve İçli Köfteler

23 Nisan da 3 günlük tatili değerlendirip hem eşimin kardeşlerini ziyaret ettik hem de çok merak ettiğimiz Malatya ve Urfa' yı görme imkanı bulduk. Sağolsun makinamın pilleri hep beni yarıyolda bıraktığı için resimlerimin çeşitliliği çok az oldu ama bazen bazı şeylerin hatıralarda kalması daha da güzel olabiliyor..


Malatya' ya vardığımız ilk gün Ülkü bizi muhteşem bir kahvaltı ile karşıladı. Uyandığımızda haberimiz olmadan bize sürpriz yapan ablamızla sonrasında Ülkü'nün ailesi de da aramıza katılınca oohh kocaman bir aile kahvaltısı yapmış olduk. Ispanaklı pidelerin hala tadı damağımda. Resimleyemediğim iyi oldu bir de resim çekme bahanesiyle yaparsın belki :)))



Ertesi gün Urfa yollarına düştük. Malatya da Urfa da beklediğimden çok daha fazla yeşil çıktı. Malatya'da uçsuz bucaksız kayısı bahçeleri Urfa'da da fıstık bahçeleri memlekete epeyi bir yeşillik katmış. Yeşilliği bir kenara ama ne yemekler onlar yaaa:) Kaç gün kaburga dolmaları, kağıttta kebaplar analılar kızlılar neler neler yedik. Gerçekten muhteşem yemekleri var. Yemeklerin lezzetli olmasında biber salçasının çok büyük payı olduğunu düşünüyorum. Zira ordan aldığım salça ile evde gelip denediğim yemekler çok güzel oldu.
Urfa da yukarıda resimde gördüğünüz yer Balıklı göl. Bir inanışa göre minarenin arkasında görünen iki tane kule gibi yerden Hz. İbrahim tıpkı bir lastiğe gerilmiş taş gibi lastiğe geriliyor ve aşağıda alevleri göğe kadar yükselen çukura atılıyor. Tam bu esnada çukur su ile doluyor ordaki taşlar ve diğer nesneler balıklara ve çiçeklere dönüşüyor. Böylece Hz İbrahim yanmaktan kurtuluyor. Ordaki suyun özelliğinden dolayı balıklar zehirli oluyor ve yenmiyor. Ama inanışa göre balıklar mübarek olduğu için kim onları yediyse vücudu kabul etmiyor ve zehirleniyor. Gerçekten tüyler ürpertici...



Malatya da yaşanan güzelliklere taaa ortaokuldaki öğretmenimle buluşmam da ayrı bir anlam kattı. Tabi benim siyah önlüklü örgülü saçlarımı hatırlarken elinde 3 yaşında bebe kocaman kadın olmuş birisini görmek oldukça tuhafına gitti. Bir düre birbirimize baktık durduk... 15 sene geçmiş yüzlerdeki ifadeler değişmiş hayatlar değişmiş... Gerçekten çok garip çokk..
Hocam bize içli köfteler yapmış. Ama ne köfteler... Bunlar değişik olsun diye kendi bahçelerinde yetişen ıspanaklar ile ıspanaklı köfte yapmış. Tadı muhteşemdi. Ellerinize sağlık hocam. Bu köfteleri sizde yedikden sonra akşam bir de Ülkü' nün yaptığı cevizli kıymalı köfteleri de yedik. Artık ben o gün çatlamadıysam daha çatlamam:) İkisi de birbirinden değişik ve çok güzeldi. Tabi içine sevgi de katılınca daha da güzelleştiler bence:)


Ben kendim bizzat yapıp tarifi ( eğer tutarsa) kendim ayrıca yazmayı planlıyorum. O kadar bulgur aldık artık yapamazsam olmaz valla. Ama içli köfteleri pişirirken tuzlu suya atıp kaynatıyomuşuz köfteler yukarı doğru çıkmaya başlayınca piştiklerini anlıyomuşuz:)


Sonuç olarak yeni yerler yeni kültürler görmek lazım... Yeni tadları mutlaka yerinde denemek lazım...
Gezimize mutluluk katan küçük Gülbüşü şimiden çok özledik. Tombul yanaklarını bu sefer kıyamadığım için çok ısıramadım ama yazın hiç şansın yok ona göre:)))




8 yorum:

tatlihayat dedi ki...

bogazina dursun sekerim gurbette olanlarida dusun:))

Neşeli Sesler dedi ki...

Ah serabım sen bu köftelerin en güzelini yaparsın zaten:) Ama hakkaten nefistiler.:)

Neşeli Sesler dedi ki...

Ah serabım sen bu köftelerin en güzelini yaparsın zaten:) Ama hakkaten nefistiler.:)

Neşeli Sesler dedi ki...

Ah serabım sen bu köftelerin en güzelini yaparsın zaten:) Ama hakkaten nefistiler.:)

Neşeli Sesler dedi ki...

Ah serabım sen bu köftelerin en güzelini yaparsın zaten:) Ama hakkaten nefistiler.:)

Neşeli Sesler dedi ki...

Ah serabım sen bu köftelerin en güzelini yaparsın zaten:) Ama hakkaten nefistiler.:)

Meleğin Dünyası dedi ki...

Oh ne güzel gezmişsiniz.Ben de çok merak ediyorum oraları.İçli köfteye de bayılırım hani..

Adsız dedi ki...

elifcim seni en kısa sürede tekrar bekliyoruz malatyaya.daha geniş zamanlarda daha uzun birlikteliklerle.
gül nida