28 Eylül 2009 Pazartesi

Bayramdan Kalanlar

Şu an gece olsa bile miss gibi deniz havasını içime çeker gibi oldum tekrar. Deniz gibi mucize var mı acaba ?



Bayramda memlekete gidemeyince Ankara'ya en yakın hem deniz hem balık olan Amasra'yı ziyaret ettik gene... Hava serin olmasına rağmen deniz kokusunu ciğerlerimize doldurduk geldik... Geldik ama resim yükleyelim derken blogger da sorun çıktı. Neyse ki bu gece allem kallem yolu ile yükleyebildim:) Yarınlara Allah Kerim:)



Bu sefer Amasra'nın içi yerine Güzelcehisar diye bir yerde kaldık. Kaldığımız yer sit alanı ilan edilmiş bu nedenle turizme yönelik çalışmalar yapılamıyormuş. Kalacak yerler kısıtlı hatta 1 tane diyebilirim. Yer muhteşemdi fakat işletmecileri pek tutmadık. Zaten amacımız sadece uyumak olunca pek de problem olmadı. Kladığımız yerin yeşillik gören yeri burası deniz manzarası çok güzeldi ama fırtınadan resimlerim pek düzgün çıkmadı maalesef.

Yıllardır Safranbolu'nun kuyu kebabını duyar dururum. Kaç keregittim yemek nasib olmadı. Bu sefer dönerken uğrayıp yedik. Et severlere tavsiye edilir. Yanına iç pilav ve Safranbolu bükmesi ile süper.



Bu da kuzumun bayram faaliyeti. Yapraklarla orman teması yapalım dedim bahçeden yaprak topladık falan filan ama uhu bitince "Benim işim bitti anne" diye çekildi kenara beyfendi. Annesi de çocuğu unutup kendi kendine devam etti. Ne zevkli işler yaaa ne şanslısınız çocuklar:) Simli kalemlerle boyadım Mert'in faaliyetini:)

23 Eylül 2009 Çarşamba

Blogger Uçtu:(

Yaklaşık iki haftadır resim yükleyemiyorum...

İnşallah en kısa zamanda sorun çözülür. Bazı arkadaşlar bloggerı bıraktılar bile ama ben biraz daha bekleyeyim olmazsa ben de başka çözümlere gideceğim...

13 Eylül 2009 Pazar

Ceren'in İftar Daveti


Bu sene ben iftar daveti vermekte maalesef başarısızım. Her hafta sonu birşeyler çıktı çok fazla davet vermek kısmet olmadı. Seneye inşallah:)
Bu güzel sofra Ceren'e aitti. Tüm gün bizim için uğraşmıştı. Valla tüm yemekler çok başarılı idi.
Aslında bir başarılı iftar sofrası da Emel arkadaşıma aitti ama makinam yanımda olmadığı için resimleyemedim. Niye bu kadar bebekle zahmet ediyorsun dediğimde de "İftar'a bir gurme geliyor heralde uğraşacağım demez mi?" :) Blog açmanın faydaları diyoruz buna da:))



Ceren, çiğden patlıcanı biber, soğan, domates, sarımsak ile birlikte pişirmiş ve borcama alıp zeytinyağlı olarak servis etmişti. Çok beğendim. Gizli aşçı valla bu kız.



Misler gibi barbunya.




Közlenmiş patlıcan salatası.




Sütlü kadayıf da çok hafifti. KAdayıfı normal kadayıf gibi pişirip şerbetini su yerine süt ile pişirmişti.



10 Eylül 2009 Perşembe

Mürdüm Eriği Marmelatı



Son zamanlarda kötü kötü aksiliklerle karşılaşıyorum. Çocukluk arkadaşımın babasının vaefatı Mertin yaramazlıları sonucu kaşına bir dikiş atılması epey bi sıkıntılı günler yaşattı bana... Kazalara çare var ama ölümlere olmuyor maalesef. Ölümün ne kadar garip bişey olduğunu cenazeyi defnederken yine düşündüm. Bir varmış bir yokmuş gibi. Bir ay önce dünyada bizimle olan gülen konuşan insan gözünün önünde topraklar altında kalıyor. Ve ölüm öyle büyük yalnızlık ki tüm ağlaşmalar sızlanışlardan sonra herkes kendi dünyasına çekiliyor ve orda öylece kalakalıyor ölen... Çookk geçmiş zamanda okuduğum bir kitapta yazıyordu hiç unutamadığım o cümle..." O öldü!! Ağladık ağladık ağladık sonra kalkıp yemek yedik sonra evlerimize gittik ve sonra unuttuk" Ne acı... ve ne düşündürücü...
Konu ile tarifi bağlamam imkansız oldu artık. Eşimin hiç sevmediği ama benim çok sevdiğim ekşi tatlı tatlara bir örnek bu marmelat...
Malzemeler;
  • 2 su bardağı su
  • 2.5 su bardağı şeker ( Çok tatlı seviyorsanız 3 bardak şeker koyabilirsiniz)
  • 1 kilodan biraz fazla mürdüm eriği
  • yarım limon

Yapılışı;

Su ile şekeri genişçe bir tencereye alın ve kaynadıktan sonra altını orta ateşe getirip 10 dk kaynatın. Su ve şekeri kaynattırken erikleri yıkayıp çekirdeklerini ayıklayın ve ortadan iyiye bölün. 10 dk sonra kaynayan şerbete erikleri ilave edin ve kısık ateşte 20 dk daha karıştırarak kaynatın. Erikler iyice yumuşayınca yarım limonu tencereye sıkıp blendır yardımı ile erikleri marmelat haline getirin. Bu aşamadan sonra karışımdan bir yemek kaşığı kadar başka bir kaba alıp soğutun kıvamı istediğiniz gibi ise ateşi kapatıp marmelatı biraz dinlendirdikten sonra sıcakken kuru kavanozlara doldurup ağzını iyice kapatın. Afiyet olsun...


Marmelatı işyerindeki arkadaşlarıma da götürdüm. Tam not aldığımı belirtmek isterim:)

7 Eylül 2009 Pazartesi

Bab-ı Esrar ve Geride Kalan Hatıralar

Uzuunn bir uykudan kalkıp bir sabah, baktım ki yepyeni odamda eşya... Çocukluk evim bu değildi .... Eyvahh !!! Gördüğüm değildi bu bildiğim dünya...Ellerim bir kanat gibi titrekti. Tutmasam gözümden yaş inecekti. Bir şey beni dürtüp aynaya çekti? Ordaydı gecenin esrarı güya. Sordum etrafıma ne oldu? ne var? Nedir suratımda bu çukur yollar? Sanki yaşamaya güvenim kadar büyük birşey çaldı benden dünya...
Titrek mumlar yanınca, bu bir asırlık ağaç, mehtapla orman gibi gizli yollarla doldu. Dedi yastığa dayan, o cam gözlerini aç ve seyret çizgilerini, neler geçti ne oldu? Manalarla çizgiler içiçe bende hazır. Herşey her yer tozduman zamanın havanında. Arıyorsun? Hani tarihin kaybettiği SIR? Çookk eski bir konağın oymalı tavanında....

Lisedeyken Babilde kendi halinde bir yazar olmayı düşleyen arkadaşımdan üniversite yıllarımda bana attığı kartpostal geçti elime haftasonu. Okudum okudum defalarca yazıyı...Ve en sonuna eklemiş... "Vee sonumuz böyle olacak. Kaybolan bir ömür ve geride kalan hatıralar..."

Yıllar geçecek gidecek gerçekten. Anı yaşayıp resmin içinden güzellikleri ayıklamak bizim elimizde. Bu güzelliklerden Bab-ı Esrar da nasibini almalı ve geride kalan okunmuş hatırlardan olmalı diyenlerdenim...

6 Eylül 2009 Pazar

Ebru'nun İftar Daveti

Geçen hafta içi misafir olduğum sofradan kareler. Ebru' nun yeni yemek takımlarını iftar daveti ile ıslatmış olduk böylece...:) Bize nefis yemekler yapmışlardı. Teşekkürler.


Güveçte et ve yanına pilav muhteşemdi...


Sofraların vazgeçilmezi zeytinyağlı fasülye.

İftarın olmazsa olmazı çorbalardan mercimek çorbası.

1 Eylül 2009 Salı

Yeşil Mercimek Çorbası

Aldığım duyumlara göre hayran kitlemi yavaş yavaş kaybediyorum:) Sebebi blogu güncelleyememem. Aslında buralardayım hala yemek yapıyorum. Geçenlerde arkadaşım yazmış "Blog pek bi ihmal edilmiş evdekiler aç bilaç geziyo mu diye" :)). Çoluğum çocuğum sefil değillerse de pek de iyi durumda değiller:))) Ramazan telaşına kapıldık gidiyoruz. Çoğu akşam isten geç gelmelerim yüzünden sağolsun Samoş ( Mertime bakan teyzemiz) ufak tefek bişeyler hazırlıyor bize. İftardan sonra da yığılıp kalıyorum olduğum yere. Susuzluk beni öldürecek:((((
Bu yazı ile tarifi ilişkilendirmem mümkün değil ama oğlumun favori çorbalarından olduğu için benim de favorim oldu. Abimlerin hediyesi saati de dekorumuz oldu:) Çok besleyici olduğu için tüm annelere tavsiye ediyorum..
Malzemeler;
  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • 4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 baş küçük soğan
  • 1 tane küçük boy kırmızı biber
  • 1 tane küçük boy patates
  • 1 tane küçük boy havuç
  • 2 yemek kaşığı erişte (isterseniz tel şehriye de kullanabilirsiniz)
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • tuz,su
  • 1 çay kaşığı nane

Yapılışı;

Önceden kaynatmış olduğunuz suda yeşil mercimekleri 5 dk bekletip süzün. Tüm sebzeleri mini mini doğrayıp hazırlayın. Tencereye sıvıyağı alıp kızdırın. Sırası ile soğanları, havuçları, biberleri, patatesleri ve mercimekleri 1 er dk ara ile tencereye alıp kavurun. Sonra salçayı ekleyip biraz daha kavurun. 1 lt kadar suyu tencereye ilave edip 10 dk pişirin. Erişteleri ekledikten sonra tuzunu ekleyin. Erişteler pişince 1 çay kaşığı naneyi çorbanın üzerine gezdirip tencerenin kapağını kapatıp 5 dk dinlendirdikten sonra servis yapın. Afiyetler olsuuunnn:)