27 Kasım 2008 Perşembe

Şekerpare



















Blogumu bu ara çok ihmal ettiğimin farkındayım. Bişeyler yapmadığımdan değil eklemeye vaktim olmadığından öyle bekliyor tüm tariflerim. Aslında epeyce de biriktiler. Arkadaşlarımın bloglarını da ziyaret edemez oldum. Yoğun luktan her zaman şikayet eden ben farkettim ki insan çok meşgul olduğu zaman herşeyi sırasına koyup daha planlı bir şekilde hayatını organize ediyor. Ama iş olmazsa rehavet çöküyor zaman zaman bugünün işini de yarına bırakabiliyoruz bu durumlarda. Artık hep yoğun ve dolu dolu geçiyor günlerim. Aslında ben böyle olmayı seviyormuşum galiba:))))

Bu tarifi Portakal Ağacından aldım. Ölçüleri aynen yaptım sadece şerbetini yarım bardak daha az su ile yaptım. Sonuç gayet güzeldi. Zaten Hatice Hanım'ın tarifleri artık tescillendi:)




















İtiraf ediyorum şekerparelerim biraz koca koca oldu. Ama 1 tane servis ederek durumu kurtardım:)



Bu kitabı duymayanınız yoktur heralde. Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitaptı. Tavsiye ediyorum. Geleceği bilerek yaşamanın faydaları tartışılır ama bazen iyi de olmaz değildi yanim:)))) 1 haftalığına geleceği bilerek yaşasaydık neler hissederdik nasıl olurduk acaba? Düşünsenize herkesin ne bildiğini biliyorsunuz. Başınıza ne geleceğini biliyorsunuz? Kesin bir süre sonra bu dayanılmaz bir hal alırdı. Allah bizi boşuna bu bilgelikten mahrum etmemiş. Yoksa dünya çıldırmış insanlarla dolar taşardı...

21 Kasım 2008 Cuma

1 Yaşındayım:)


















1 yıl önce bugün kafamda yanan ışıkla başladım blogumu yazmaya. Günler su gibi akıp geçti ve şimdi 1 yıl oldu... Bu süre içinde sanal dünyadaki arkadaşlıklarım gerçeğe dönüştü. Kampanyalar yaptık. Tek yürek olduk. Bir çok şey yaşadık. Ama blogumu açtığma hiç mi hiç pişman değilim. İyi ki de açmışım ve insanlarla paylaşım halindeyim. Daha uzun yıllar da desteklerinizle sahalarda olmayı planlıyorum:)
Not:Resim alıntıdır.Resimin asıl kaynağı burası.

9 Kasım 2008 Pazar

Tarif Bahane-Brüksel Lahanası



















Bazen ellerimi klavyenin üzerine koyarım. Ne yazacağımı ööööllleee düşünür dururum:) Bu durumlarda çoğu zaman bişey yazamadan çıkarım bazen de çok şey çıkar ya şimdiden sonunu merak ediyorum....

Bugün Ankara'da güneşli ama soğuk bir hava vardı. Tunalıda Mert'e kuğuları gösterirken ne kadar sevindiğini o sevinçle suya düşüncesizce atlamaya çalıştığını gülümseyerek seyrettim. Çocukların düşünmeden yapmaya çalıştıkları cesur civciv pozlarına zaman zaman bayılıyorum. Neler düşünerek yaptıklarını çok merak ediyorum. Hiç bişeyin farkında olamayışlarınıve olmak zorunda olmadıkları için kimsenin onlarına yargılamayışını gıpta ile seyrediyorum. Ben suya atlamaya çalışsam bana deli derler ama O'na demiyolar:) Ben restoranda dondurma diye kendimi yerden yere atsam kafamda tahtalarımın noksan olduğuna anında karar verenler O'nu gülümseyerek seyrediyorlar. Ara sıra bize de böyle özgürlükler verilse ne yapardık acaba? Siz ne yapardınız? 1 saatliğine kimse size deli, ruh hastası gibi yakıştırmalar yapmasa ne yapmak isterdiniz yada ne saçmalardınız?

Tarife gelince tarif bahane muhabbet şahane olsun diye yazılmış bir yazı bu:) Ölesine içimden geldi. Yoksa brüksel lahanasını haşlayıp soslayıp herkes tabağa koyar. Önemli olan bunu pişirken düşünülenler...

4 Kasım 2008 Salı

Közlenmiş Biber Salatası


Bu bol acılı muhteşem salatayı işyerinden Başak arkadaşıma kahvaltıya gittiğimde yemiştim. Gerçekten çok güzel. Biraz acı hoh hoh diye yedim ama tadı süperdi. Hepinize tavsiye ederim...
Yapılışı; Yarım kg şöle acılısından yeşil sivri biberi ocakta közleyip soyun. İçine 2 tane domatesi ince ince doğrayın. Bolca kimyon pulbiber zeytinyağı limon ve tuz ile karıştırıp servis yapın. Dikkat edin parmaklarınız da araya kaynamasın:)


Masaya bakınca içim açıldı gene. Başak yakın zamanda gene gelcem sana kahvaltıya tadı damağımda kaldı haberin ola:)

Bu güzelim poğaçalar ve kekler de evdeki yardımcıya ait. Hülya Hanım'ın da ellerine sağlık.

2 Kasım 2008 Pazar

Mahlepli Poğaça ve Sohbetler:) veee P.D.Ç.S-29


Gezmeden gelir gelmez oturdum internetin başına. Bu aralar ne bişey yapabiliyorum ne de blogu güncelleyebiliyorum. Hazır bişeyler denemişken ve deneyen arkadaşımın marifetlerinin resimlerini çekmişken hemen değerlendireyim dedim. Sevgili Nurgül arkadaşımda akşam çayında idik. Bir sürü şey hazırlamış bizimki. Ama görüşmeyeli pek maharetli olmuş :) Herşey çok lezzetli idi. Tekrar teşekkürler ediyorum emeklerine arkadaşım. Ellerine sağlık...



Bu poğaçaları ben yapıp götürmüştüm. Ama tesadüftür ki arkadaşım da mayalı değil de başka bir mahlepli poğaça yapmış:) İkisini de hüplettik. Ben bunun tarifini vereyim onu da sonra vereyim. Aynı zamanda bu tarifi sevgili KarabiberinMutfağına gönderiyorum. Kendisine etkinikte kolaylıklar diliyorum. Nazik daveti için de teşekkür ediyorum.

Malzemeler;
  • 1.5 su bardağı ılık süt
  • yarım su bardağı sıvıyağ
  • 1 paket yuva yaş maya
  • 1 tane yumurta
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 tane küp şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • yeterince un
  • içi için peynir
Yapılışı;

Sütü biraz ılıtın. İçine yaş maya ve şekeri atıp mayanın erimesini sağlayın. Yağı, tuzu, yumurtanın akını ve mahlepi ilave edip azar azar un katarak yumuşak bir hamur elde edin. Hamuru 50 derecelik fırında 40 dk bekletin mayalansın. Sonra poğaça şekli verip üzerlerine yumurta sarısı sürün. Susamla süsleyip tepside de yarım saat beklettikten sonra üzeri hafif kızarana kadar 180 derece fırında pişirin. Piştiğinde üzerine temiz bir havlu serin ki poğaçalar yumuşak olsun.



Nurcan teyze geleceğimiz için aşure yapmış. Sıcak sıcak da ne güzel yedik. Elllerine sağlık.




Tabakta duran kakaolu muffinlerin içinde erimiş çukulata vardı. Bol kalorili ama bir o kadar lezzetli idiler. Bunun da tarifi yakında. Herkese afiyetler olsun...