28 Ağustos 2008 Perşembe

24 Ağustos 2008















Ne kutsal bir şeydir iki insanın bir araya gelip yuva kurması. Ne özel birşeydir yeni paylaşımların başlaması. Ne gariptir onları karşılaştıran kader ve ne tuhaftır evlenmek...

Tek başına yaşamaya alıştığınız bir hayata bir gün birisi daha ilave olur. Her planınızda her anınızda beraber olduğunuz herşeyinizi paylaştığınız kişi yıllar böyle sürüp giderken yaşlandığınızda evde yine başbaşa kaldığınız olur.

Abime de hayatını paylaşacağı misafiri geldi. İnşallah bir ömür boyu mutlulukla yaşarlar.















"EVET" demek böyle şık masalarda daha güzel oluyor.















Gelin arabası...

26 Ağustos 2008 Salı

Abimin Kına Keseleri



















Bu sene tatilimi abimin düğününe denk getirdim. Tatil olmadı ama tatlı yorgunluklarla geri geldim. Dugun için hazırlıklar memlekette sürüp giderken ben de neler yapabilirim diye düşünüp duruyordum. Aklıma kına keselerini hazırlamak geldi. Böyle zamanlarda olan şeylerin hatıraları büyüktür diyerekten değişik bişeyler yapmak istedim. Tesadüfen gördüğüm bir altın kesesinden esinlenerek ben de kese yaptırayım üzerine de isimlerini yazdırayım dedim. Hem kendilerine hem de kınaya gelen insanlara hatıra kalır diye düşündüm. Veee koştur koştur kuyumcunun yolunu tuttum. Ondan kesecisinin numarasını istediğimde tuhaf gözlerle bana baktı ama maksadımı anlatınca "çookk iyi düşünmüşsünüz" diyerek telefonu verdi. Sonunda da bu keseler ortaya çıktı. İçlerine poşetlediğimiz kınaları doldurup ağızlarını bağladık bu şekilde misafirlere sunduk.



















Üç renk yaptırmıştım ama pişman oldum keşke hepsi kırmızı olsaydı dimi?




















Sağolsun ablamlar ve çocuklar kınaları poşetlememize yardım etti ve böylece sepeti son haline getirmiş olduk. Çok şık oldu değilmi? Ayrıca bu manzara kayınvalidemin balkonuna ait. Yaaa biz böyle yerlerde kahvaltılar ediyoruz. Ooohh misler gibi açık havada.














Gelinimiz de kına akşamı çok güzel olmuştu. Kına keselerine O' da tam puan verince maksadım yerini bulmuş oldu. İnşallah sizler de beğenmişsinizdir.

22 Ağustos 2008 Cuma

Memleketten Merhaba--Uzungöl

Sizlere Trabzon dan sesleniyorum gençlerr:) İşte burası Uzungöl. Çaykaranın incisi. Puslu muslu ama tertemiz havasıyla gerçekten gezmeye değer diyorum. Trabzondan yaklaşık 90 km. Ulaşımı çok zor değil yollar gayet güzel sadece Uzungöl yolunun orta kısmında 2 km lik bir alanda yol çalışması var o kadar. Kalacak ufak butik oteller apartlar, moteller bir sürü yer var. Yaz aylarında oldukça kalabalık olduğu için erkenden kalacak yer bakmak lazım.

Uzungöl denince akla alabalık gelir. Oraya gidip de balık yememek olmaz. Sölemesi ayıptır bu balıklar artık benim midemde:) Bir sürü balık lokantası mevcut ama en ünlüsü İnan Kardeşler. Fakat bu sefer ben çok tutmadım. Eee günde abartısız 1000-2000 kişiye yemek veren yer sonunda cozutuyor.
Burası da göl manzarası. Bunun gibi bir sürü güzel kareler mevcut. Onları da gidince sizler görün istiyorum.

Kuymak yemeden de sakın dönmeyin. Mısırunu ve tereyağı ile yapılıyor. Biraz ağır gelebilir ama eminim çok beğeneceksiniz. Şimdilik bu kadar daha çookk anılarla yine burda olacağım:)

14 Ağustos 2008 Perşembe

Fasülye Kavurması - Bizim Orda...:)




















"Bizim orda..." diye başlayan ne kadar çok cümle kullanırız değil mi?Bizim ordayken şöyle olurdu bizim orda şöyle söylenir diye...Ben bizim orda söylenenlerden size yazayım istedim biraz... Çok değişik şeyler çıkacak. siz de yorumlarınızda sizin orda ne denir yazın bakalım:)) Bizim orası Trabzon bu arada:)
  • Bizim orda mısıra lazut denir.
  • Bizim orda kuzine sobaya beşko denir.
  • Böğürtlene fuska denir.
  • Çok yaramaz kurcalayıcı insanlara-çocuklara eksebis denir.
  • Acelen mi kaçıyo denir.
  • Acele etme anlamında "evetleme evetleme yetişir" denir. Kayınvalidemin kulakları çınlasın:)
  • Süslenip püslenmeye "klorlanmak-bizim gelin şimdi klorlanıyor:)" denir. Havva görümcemin kulakları çınlasın:)
  • Bir önceki seneye "buldur" denir.

Bunun gibi bir sürü şey daha:) Veee şimdi ben bu lazutlardan yemeye bu havayı solumaya bu lafları duymaya memleketime gidiyorum. 15 gün boyunca olmayacağım gelince yorumlarınızı hep görcem tamam mı? Gidiyo diye boş bırakmayın sayfamı....

Şimdi de bizim orda bakla kavurması denilen fasülye kavurmasını yazıyorum.

Tarif; Fasülyeler tüm şekilde uçları temizlenerek tuzlu suda yumuşayana kadar haşlanıp süzülür. Soğumaya bırakılır. Bir tavada küp küp doğranmış soğan ve -7 diş sarımsak kavrulur. İsteğe göre biraz salça ve domates eklenir. Fasülyeler eklenir biraz daha kavrulur. Biz çok severiz bakalım siz sevecek misiniz? Biz bunu sabah kahvaltıda çayın yanına yeriz. Bizim orda böyle:)

9 Ağustos 2008 Cumartesi

Tavuklu Semizotu Salatası ve Kıvırmaca:)



















Çarşamba akşamı üniversiteden Özlem arkadaşım bendeydi. Bir gün önceden düşünüyorum. İşten çıkar çıkmaz bende olur. Beraber yemek filan yeriz. Sonra çay eşliğinde devam ederiz diye. Tavuk makarna salata yaparım sonra bir tatlı yaparım oohh süper olur demiştim. İşten çıkmaya yakın aradım erken gel diye. Bizimki "Elifcim ben yemek yedim. Çay içeriz" demez mi:))) Sen görürsün dedim. Bunların hepsini sana yedirmezsem. Tavuğu ızgara yapıp hemen semizotu ile salata haline getirdim. Zaten kek yapmıştım. Makarnayı da geniş bir kaba alıp salata gibi sundum. Patateslerle de hemencik bir salata daha yapıverdim. Kazandibini de ortaya koydum. Al işte sana çay menüsü:))) Böylece hepsini ona yedirmiş oldum. Atmasyon salatam da eşimden tam puan aldı:)

Salatanın yapılışını anlatayım;

Bir gün önceden ızgara tava diye satılan tavukları soğan sarımsak biraz kimyon salça ve tuz ile baharatlayıp dolaba koymuştum. Yağsız tavada önce onları kızarttım. Küçük bir demet semizotunun yarısını ve 4-5 dal rokayı yıkayıp büyük parçalar halinde salata tabağına aldım. 1 tane domates doğradım. Bunalrı limonlayıp tızladım. Üzerine de sıcakken parçalara ayırdığım tavukları serpiştirdim. Muhteşem bir tadı olan aynı zamanda çok doyurucu olan bu salatayı elde ettim.
Not(18/09/2008) : Bu tarifi sevgili blog arkadaşım Edacığıma Şipşak Tarifler Etkinliği için gönderiyorum. Kolaylıklar diliyorum arkadaşım



















Arkadaşımı nerdeyse 1 yıldır görmüyordum. Böyle uzun zaman görüşemeyince konuşacak o kadar şey oluyor ki akşam evine bırakırken hala arabada devam ediyorduk:) Yenden Yemenden herşeyden bahsettik. Bir güzel hasret giderdik. Özlemimmm nasıl da yedin hepsindeeenn:) Akşam yemeğini yer gelirsin hee.. Oh oldu sana:)

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Yine Kek Yeni Kek:)



















Aslında yazı yazayım diye geçtim PC nin başına ama resimsiz olmaz dedim tazecik fırından yeni çıkmış kekimi ekledim sayfama. Günlerdir çektiğim hastalıktan sonra bugün sanki yeniden doğmuş gibiyim. Hayatımda hiç böyle olduğumu hatırlamıyorum. Ne biçim bir bulantı, titreme, üşümedir böyle anlamadım. Çaarşamba günü yemeğe gitmiştik herşey gayet güzel derken sabaha karşı fenalaştım. Ya gıda zehirlenmesi olmuşum yada üşütmüşüm. Sonuç olarak iki günlük yatak istirahati ilaçlar bugün kendime gelebildim.

Cumartesi sabahı sağlıklı bir şekilde uyanmanın verdiği rahatlıkla kahvaltımızı ettik ve eşim işe gitti ben de kolunu kıran halacığımı ziyarete gittim. Elim boş gitmek istemedim. Mert' in uyumasından istifade edip halamın çok sevdiği keki yaptım. Çok da makbule geçti. Severek yediler. Tarifi çok basit aslında. Normal kek hamuruna yarım su bardağı ince çekilmiş ceviz ve 1 su bardağı hafif una bulanmış kuru meyva parçacığı ekliyorsunuz. Bu kadar. Ama yine de tarifi yazayım.

Malzemeler;
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • yarım su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı meyve kurusu
  • yarım su bardağı ceviz
  • 2 su bardağı kadar un
  • 1 tane vanilya
  • 1 tane kabartma tozu.
Yapılışı;
yumurta şeker krema haline gelene kadar çırpılır. Kaşığı çırpma kabının kenarına değdirince şeker gelmeyecek. Sonra süt yağ ilave edilir. Sonra ceviz ve 1 bardak un ilave edilir. Meyva parçacıkları kabartma tozu vanilya ve kalan un hafifçe ilave edilerek karıştırılır. Una dikkat edin hamur katı olmasın olsa da üzülmeyin süt ekleseniz sorun olmaz. 175 derece fırında 45 dk pişirin. Pişip pişmediğini kuru bir bıçakla test etmeyi unumayın. Afiyetler olsun...