28 Haziran 2008 Cumartesi

PDÇSE-26 ve Çilek Reçeli





















Çilek mevsiminin geçmesine ( geçti sayılır ama) çok az kala çilek alıp reçel yapmaya yetiştim:) Cuma günü iş çıkışı bizim evin yakınlarındaki semt pazarına çilek bulma ümidiyle gittim. Şükür ki ellerim boş dönmedim. Hem de küçük ve kokulu çilek arıyordum tam istediğim gibi oldu. Tadı da muhteşem oldu...

Sevgili arkadaşım Huriye beni etkinliğine davet etmiş. Ben çayın yanına reçelli ekmeği de çok sevdiğimden reçelle etkinliğe katılayım istedim. Arkadaşıma kolaylıklar diliyorum.

Malzemeler;
  • 1 kg dan biraz fazla çilek ( 200 gr kadar)
  • 4 su bardağı toz şeker
  • yarım limon suyu
Yapılışı;

Çilekleri ayıklayıp yıkayalım. Reçeli pişireceğimiz tencereye çilekleri alalım üzerine 4 su bardağı şekeri serpip 1 gece bu şekilde dinlendirelim (12 saat kadar). Sabah kalktığınızda tencerede çilekleri epey sulanmış olarak göreceksiniz. Bu şekilde kısık ateşte 45 dk pişirdikten sonra yarım limon suyu ekleyip 15 dk daha pişirin. Reçel ılıdıktan sonra cam bir kavanoza alıp sıkıca kapatın ve buzdolabında muhafaza edin. Afiyet olsun.



















Kavanozda da çok güzel duruyordu resmini çekemeden edemedim. Sizde de oluyor mu bilmem eskiden de resim çekmeyi severdim ama blog açtığımdan beri herşeyi çekesim geliyor yaw:)

25 Haziran 2008 Çarşamba

Yuvalama&Mumbar Dolması ve Antep&Adana



















Size Antep Adana maceralarımı yazacağımdan bahsetmiştim. Maçı seyrettim şimdi sinir oldum biraz yazayım da stres atayım dedim. Yok bu maç işi bana göre değil valla kalbim duracaktı az kaldı yani. Zaten yenildik:( Neyse ben bu konuya hiç girmeyeyim en iyisi...

Perşembe gecesi rötarlı bir uçuştan sonra Antep' e vardık. Ben yeni bir şehre gidince çok heyecanlanırım. Nedendir bilmem ama gerçekten kalbim çarpar. Yine aynı çarpıntı ile havaalanına indik. Saat gece 2. Şapıdık terliklerle havaş şöförü gezimize renk katan ilk ayrıntı oldu.:) Böylece Antep macerası başladı...

Yukarıdaki çorba Yuvalama dedikleri bir çorba. En çok beğendiğim ayrıntı olduğu için ilk resim bu olsun istedim. Pirinci dövüp kıyma tuz ve su ile iyice yoğurup nohut büyüklüğünde köfteler yapıyorlar. Genişçe bir tencerede parça etleri ve nohutları yumuşayıncaya kadar haşlıyorlar. Yogurtlu sos yapıp haşlama suyuna katıyorlar ve köfteleri de içine atıyorlar. Bu şekilde 20 dk kaynattıktan sonra üzerine nane ve yağ ile sos yapıp servis ediyorlar. Bu tarifi yuvalamayı yediğimiz Pasha restoran-cafe nin aşcısı anlattı.



















Cuma sabahı erkenden kalkıp attık kendimizi sokaklara. (Bu arada Mert' i anneme sattığım için dakka başı evi arıyorum) Antep'in çarşılarında gezerken bu mağara cafe yi keşfettik. Yerin altında cafe yapmışlar. İçinde kuyu var. Evet resmen su kuyusu var su çekiliyor yukarı. Havası bayağı nemli ve basıktı ama gerçekten çok değişik bir mağaraydı. O kavurucu sıcakta bu mağaraya kendinizi atıp biraz serinlemenizi tavsiye ederim. Kardeşim böyle sıcak olabilir mi yaw:)



















Antep de dolaşılınır da baklava yenmez mi yenir tabiiii. Bu bir baklavacının vitrini ama biz Güllüoğlu' ndan baklava alıp yedik. Aman yarabbi nasıl yapıyolar acaba. Ben ki şerbetli tatlılardan hiç hoşlanmam eşimle yarım kg baklavayı hüplettik:)



















Çarşılarda gezerken adım başı baharatçı ve aktar var. Öyle değişik otlar baharatlar var ki insanın hepsini alası geliyor. E ben de hepsini olmasa da ondan bundan şundan aldım yani. Bir nanesi var 2 günlük yoldan kokusu geliyor. Missler gibi kokuyor gerçekten. Geldiğimden beri her salataya katıyorum. Gerçekten çok güzel.



















Gezdik gezdik güzel bir kebabı hakettik dimi? Çavuşoğlu diye bir yerde herşeyin tadına bakalım diye karışık kebap, lahmacun, fıstıklı evet fıstıklı içli köfte yedik. Ama nasıl yedik:) Halk gerçekten çok acı yiyor. Biz de çok alışkın olmadığımız için bir yandan hah hoh diyoruz bir yandan burnumuzu siliyoruz bir yandan su içiyoruz:)))) Halimiz komediydi gerçekten. Ama sonunu getirdik hepsini bitirdik. ÇAvuşoğlunu tavsiye ederim yemekler çok lezzetli idi. Aynı zamanda fiyatları beklediğimizden çok daha uygundu.

Tabi sonrasında akşam oldu. Eee milli maç var seyretmezsek olmaz. Eşimin kardeşi orda öğrenci evde televizyon yok internetten maçı seyretmek zorunda kaldık. Ama türkçe yayın yok. Zar zor bi yayın bulduk o da Arapça:) Napalım dedik mecbur seyredeceğiz. Bir yandan maç çok heyecanlı kabim güp güp atıyor bir yandan Arap spiker beni gülme krizlerine sokuyor ( oyuncular gole giderken ' yaaa Muhammed' diye adamdan sevinç çığlıkları yükseliyordu düşünün artık:)))) derkene bir gol yedik mi:( Amaaannn dedim zaten ertesi gün otobüse bineceğiz saat 1 oldu ben seyretmicem dedim. Tam toparlandım balkondan bşr bağırtı bir çağırtı geldi ki ' noldu yaaa ' dedik bi baktık ardından gol oldu. Meğer biz maçı 2 dk geriden seyrediyomuşuz:)))))))))) Sonrası daha komik. Penaltılarda dışardan ses geliyo biz daha golü göremeden evde hoplayıp zıplıyoruz:) Tam bir komedi yani:)



















Ertesi gün bindik otobüse doooorruuu Adana'ya. Otobüsten iner inmez yüzümüze alev gibi çarpan sıcakla "evet Adana'dayız" dedik. Aslıcığımın düğünü için başladık hazırlanmaya. Hayatımda katıldığım en güzel düğündü diyebilirim. Mekan organizasyon herşey mükemmeldi. Canım arkadaşıma ömür boyu mutluluklar diliyorum.



















Bu da gecenin gülü mü desem dikeni mi desem ne desem bilemedim:) Adana ' da böle geceleri şırdancı dedikleri çorbacılara gidilirmiş. Bizi de düğün sonrası severiz diye götürdüler. Ama ben yiyemedim. Bağırsağı temizleyip içine kıymalı bişiler dolduruyorlar. Bu mumbar dolması oluyor. Azıcık tadına baktım ama böle yumuşak garip bir tadı var. Bana göre değil onu anladım yani:)

İşte maceralarımız böyle oldu arkadaşlar. Sizler bizim gibi Adana'ya gidip Adana kebabı yiyemeden dönmeyin ama emi:) Sağlıcakla kalın dostlarım...

23 Haziran 2008 Pazartesi

Minik Köfteli Makarna




















3 gündür geze geze helak oldum:) Gazianteplerden Adanalara gittim ordan Ankaraya geri geldim. Aman ne sıcak ne sıcak. Bu ayrıntıları resimlerle bir sonraki postta size yazacağım. Şimdi bu şirin atıştırma yemeğini sizinle paylaşayım istiyorum.

Malzemeler;

Köfte için;

  • yarım kg çift çekilmiş kıyma
  • 4 dilim bayat ekmek içi
  • 1 yumurta
  • 2 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 7-8 dal kıyılmış maydanoz
  • 4 diş rendelenmiş sarımsak

Makarna için;

  • yarım paket makarna
  • 1 lt kaynar su
  • biraz tuz ve sıvıyağ

Yapılışı;

Köftelik malzemeyi karıştırıp iyice yoğurun ve misket gibi köfteler yapın. Makarnayı yumuşayana kadar tuzlu ve yağlı suda haşlayın. Makarnalar haşlanırken köfteleri kızgın yağda kızartın. Haşlanmış makarnaları servis tabağına alın üzerine köfteleri alın ve sıcak servis yapın. Afiyet olsun.

18 Haziran 2008 Çarşamba

Ekin Kızımızın Doğum Günü :)





















Dün Ekin kızımızın doğum günü idi. Elimizde büyüdükleri için benim de kızım sayılır. Ne de olsa oğlumun kadim dostu:) Şekercik pek mutlu oldu. Hediyeleri açışı seyre değerdi gerçekten:) Hopladılar zıpladılar oynadılar derken geçti gitti bir akşam daha. Nice yaşlara prenses...
Menüde;

vardı.


Bu aralar çocuğuna yumurta yedirmeye çalışan arkadaşım normal patates salatasına haşlanmış yumurta ekleyerek yapmış. Yumurta severler için denenebilir bir lezzet.























Bu da cici kızın duvar süsü:)

15 Haziran 2008 Pazar

İstanbul Maceramız ve Muhteşem Kahvaltılar




















Geçen hafta dün:) taaaa ilkokuldan arkadaşımın düğünü için İstanbullardaydık. Yazarken bile o köprünün trafiği aklıma geliyor da Ankara ' da yaşadığıma şükrediyorum. Allah'ım nasıl bir trafiktir nasıl bir işkencedir bu böyle :( Gerçekten orda yaşayanlara sabırlar diliyorum.

İnsanın 20 yıllık arkadaşının düğününde olması kadar garip bişey olamaz heralde. Düğün esnasında ilkokul ortaokul lise yıllarımız gözümün önüne geldi de kendi kucağımda bir çocuk ve karşımda gelinlikle duran arkadaşımın görüntüsü sanki şakaymış gibi geldi:) Yıllar akıp geçmiş de hepimiz bir aile kurmuşuz yada kuruyoruz. Hayat ne garip dimi?



















Maceramız İzmit' teki yakınlarımıza uğramakla başladı. Hanife teyze balkonda mis gibi bir kahvaltı hazırlamıştı. Eee karadenizli olunca kuymaklar da çevrilir tabi:) Ama ben o canım kuymağın resmini çekemedim :( Hanife hanımm bir daha isterim ona göre:)) Resimdeki Nazır amcamın özene bezene balkonunda büyüttüğü salatalıklardan bir tanesi. Koparmaya kıyamadık. Şimdi belki de büyümüştür. İnsanın kendi el emeği ile bişeyler yetiştirmesi ne güzel...



















Düğünden sonra Yine liseden bir arkadaşımda kaldık. Güya Pazar kahvaltısı için erkenden amcamlara gidecektik. Gittik gitmesine ama iki kere kahvaltı ettik. Etmek zorunda bırakıldık:) Hediye teyzenin elinden kurtulmak mümkün mü bişeyler yemeden bırakırlar mı bizi. Sağolsunlar atıştırmalık kahvaltı hazırladılar. Sofraya bakın yani:) Canım benim elleri dert görmesin hem Nuray'ın hem Hediye teyzeciğimin. O kadar güzel ağırlandık ki anlatamam. Bu sofranın ardından yengeciğimin mis kekleri ile donatılmış sofrasında bir daha güzelce kahvaltı ettik. Heralde 2 gün sonunda 3 kilo almışımdır:)

Bu üstte resimli olan biber kızartması gibi bişey ama öle de değil. Biberleri kalın kalın doğradılar. Çok az sıvıyağ da pulbiber ve tuz ile ağzını kapatarak öldürdüler. Sabah kahvaltısı için çiğ yemektense böylesi gerçekten çok lezzetli oldu.



















Bu da miss gibi kabak mücveri. Tam tarifini bilmiyorum ondan bişey yazamayacağım:) Öğrenince yazarım size :) Şimdilik hepinize afiyetler olsun efendim.

12 Haziran 2008 Perşembe

Sebzeli Tavuk Çorbası



















Ne çok olmuş bişeyler yazmayalı yeni tarifler eklemeyeli. Börek gerçekten kurudu ekranda. Üzerine sıcak bişeyler içelim dimi:) Valla bu aralar değil yemek yapmak yemek yemeye bile zaman yok desem abartmış olmam. Bir telaşedir bir yoğunluktur gidiyor. Hayırlısı bakalım.
Şimdi bu güzel çorba tarifine geçiyorum. Yapması çok kolay ve çok besleyici olan bu çorbayı hepinizi denemelisiniz.

Malzemeler;
  • 3 tane tavuk baget
  • 1 tane orta boy havuç
  • 1 tane orta boy patates
  • 3 yemek kaşığı bulgur
  • 1 yemek kaşığı kırık pirinç
  • yarım limon suyu
  • 1 tane orta boy soğan
  • 3-4 dal maydanoz
  • tuz
  • 1.5 lt kaynar su
Yapılışı;
kaynar suyu tencereye alın içine bagetleri atın. Onlar kaynarken soğanı rendeleyip tencereye ilave edin. Patatesleri havuçları tavla zarı şeklinde doğrayın. Bagetlerin pişmesine yakın onları da tencereye atın. Ardından princi limon suyunu tuzu bulguru tencereye ilave edin. Bagetleri tencereden çıkarın ve kemiklerini ayıklayıp küçük parçalar halinde doğradıktan sonra tekrar tencereye atın. Çorbanın pişmesine 3-4 dk kala ince kıyılmış maydanozu ilave edin. Afiyet olsun.
Not: İsterseniz 1 tane rendelenmiş domates de ilave edebilirsiniz. Suyu az gelirse kaynar su ilave edip sulandırabilirsiniz.

4 Haziran 2008 Çarşamba

Yaş Kuru Börek


















Böreğin yaşı kurusu olur mu diyenlere muhteşem bir tarif geliyor. Sevgili Müjgan ablacığımın tarifini sizlerle paylaşıyorum. Gerçekten kıyır kıyır çok değişik çok güzel bir börek oluyor.Haftasonu kahvaltısı için iyi fikir değil mi?
Malzemeler;
  • 2 tane normal yaş yufka
  • 3 tane kuru yufka

Sosu için;

  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 tane kabartma tozu
  • 2 yumurta
  • yarım çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay kaşığı tuz

İç Malzemesi için;

İstediğiniz şekilde içini yapabilirsiniz. Peynirli ıspanaklı, patatesli hepsi harika olur. Bu normal kavurulmuş ıspanak ile yapıldı.

Yapılışı;

Fırın tepsinizi yağlayın. En alta yaş yufkanın bir tanesini serin. sos malzemesinden az miktarda sürün. Kuru yufkanın bir tanesini ıslatın yaş yufkanın üzerine serin sostan sürüp iç malzemesi ekleyin. Kuru yufkaları bu şekilde tamamlayın. En üste de kalan yaş yufkayı serin. Kalan sosu fırça ile böreğin üzerine sürün. 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.

2 Haziran 2008 Pazartesi

Filizin Doğum Günü ve Cilveli Salata:)




















Bu hafta hep günlerden bahsediyorum size dimi:) Geçen hafta da Filizciğimin doğum günü idi. Aslında 30 yaş partisi yapacaktık ama çocuklara kıyamadık haydi kızlar dedik girelim mutfağa :) Filiz muhteşem kedili dili bisküvisi ile bir pasta ve sucuklu peynirli milföy böreği yaptı ben de cilveli salata yaptım. Ohh yedik içtik söyledik güldük derken gün bittiii:) Nice nice yaşlara arkadaşım sağlıkla diyorum...Sevgiler
Bu da cilveli salatamııızzz:) İnternette bir dünya bu tariften var ben size kendi yaptığım gibi tarifini yazacağım.
Malzemeler;
Püre için;
  • 1 kg haşlanmış ezilmiş patates
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı

Yoğurtlu Sos için;

  • 1 kase yoğurt
  • 3 diş rendelenmiş sarımsak
  • 5-6 dal kıyılmış maydanoz

Sebze Sotesi için;

  • 2 tane rendelenmiş havuç
  • 1 tane rendelenmiş kabak
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı pul biber
  • 4 yemek kaşığı sıvı yağ

Süslemek için;

  • 2 tane halka halka doğranmış salatalık
  • 200 gr kadar haşlanmış mısır
  • 2 tane doğranmış domates
Yapılışı;
Püre için olan malzemeri iyice karıştırıp kare servis kabının altına serin ve kaşıkla bastırark düzleştirin. Yoğurtlu sosu da hazırlayıp patateslerin üzerine yayın. Ayrı bir tavada zeytinyağını kızdırın ve sebzeli soteyi yapmak için malzemeleri tavaya ekleyip yüksek ateşte 4-5 dk soteleyin. Karışım biraz soğuduktan sonra resimdeki gibi süsleyerek servis yapın.

1 Haziran 2008 Pazar

Bembeyaz Sayfalar...



















Dün akşam canım Burcumun düğünü vardı. Prensesler gibi olmuştu arkadaşım. Ama ben sonuna kadar kalamadım. Tam çıktılar ilk danslarını yaptılar oturdular evden bir telefon "Mert'in ateşi 39.5 derece oldu hemen gelin' ...Koştura koştura eve geldik. Dişler bizi mahvediyor valla:(

Arkadaşıma ömür boyu mutluluklar diliyorum...Hayırlı uğurlu olsun inşallah:))