28 Şubat 2008 Perşembe

Mercimekli Köfte ve Opera



















Mercimekli köfte severler hadi iş başına. Bu akşam yapın bi tane köfte biraz ayran hazırlayın. Tavuk yada et pişirin oohh çok güzel bir sofra oldu bile. Köfteler bizim doğum günü soframızda vardı herkes afiyetle yedi ve çok sevdi. Sizler de beğeneceksiniz.
Dün akşam " Saraydan Kız Kaçırma " diye bir operaya gittim. Bu tarz etkinliklerin biletlerini hep internetten alırım çok kolaylık oluyor. Gidip gelmek zorunda kalmıyorsunuz hem de istediğiniz yerde oturma şansına sahip oluyorsunuz. Bizim kız grubumuz var onlarla gidiyoruz diye daha önce anlatmıştım. Biletleri ben aldım. İşlerim de çok yoğun olduğu için öyle alelacele aldım konusunu filan okumadım ama çok methini duyuyordum komik opera filan diye. Neyse bayağı umutlanarak gittik gülcez çok eğlenicez diyerek...Bir gitiik başladı eser Almanca imiş :) Valla ben hiç bilmiyordum altyazılar filan geçmeye başladı. Sonra komik filan da değildi hüzünlü bile sayılabilrdi. Ama güzeldi gene de. Hayatımda çok oyuna gittim ama operaya ilk defa gittim. Ama sanatçıları tebrik ediyorum gerçekten çok zor. O sesleri nasıl çıkarıyorlar ? Şekilden şekile giriyorlar filan. Neyse güzel bir deneyim oldu benim için

Şimdi tarife geçelim;

Malzemeler;

  • yarım demet incecik kıyılmış yeşil soğan
  • 1 su bardağı köftelik bulgur
  • 2 su bardağı kırmızı mercimek


  • 1 tane büyük boy rendelenmiş soğan


  • 1 kahve fincanı zeytinyağı


  • 5 diş sarımsak


  • 2 yemek kaşığı salça


  • 2 tane limon


  • 1 çay kaşığı sumak


  • 1 çay kaşığı kırmızı biber


  • 1 çay kaşığı kimyon


  • 1 çay kaşığı isot


  • yeterli miktarda tuz ve su
Yapılışı;
Mercimekler yıkanıp tencereye alınır. Üzeri geçecek kadar su ilave edilip mercimekler pişene kadar haşlanır. MErcimekler lapa haline gelince bulgur ilave edilir ve tencerenin ağzı kapatılır. Bulgur mercimeğin kalan suyu ile şişirilirse köfte daha lezzetli oluyor. Eğer cıvık kalacak gibi olursa bulgur miktarını arttırabilirsiniz. Sonra ayrı bir tavada 1 kahve fincanı zeytinyağı kızdırılıp içine kuru soğanlar atılıp kavurulmaya başlanır. Soğanlar kavrulunca genişçe bir kaba bulgurlu mercimek, soğan, limon, tuz salça ve baharatlar alınıp iyice yoğurulur. Sonra yeşillikler ilave edilip köfte şekline getirilip servis yapılır. Afiyet olsun...

26 Şubat 2008 Salı

Közde Patlıcan Salatası





















Ben bu salatayı nasıl severim bilirmisiniz. Karnım tokluktan çatlasa dahi bu salataya ayıracak minicik de olsa bir yerim vardır o derece yani:) Çok severim çok :) Abarttım sanmayın gerçekten.
Bu hafta değişik olarak size vereceğim bir haber var. Oğlumun yaklaşık 4 parmak boyunda kıvırcık ve her tanesi havada olan o garip saçlarını kestirdik. Sanki gitti yerine başka bi çocuk geldi. Babası ve annanesi çok beğendiler ama bence hiç güzel olmadı resmen koca adam gibi oldu :( Eskiden kıvırcık böle muzip şirin bi hava hatıyodu ona görenle "aaaa saçlarına bak" filan diyordu. Şimdi böle çocuk gibi oldu. En kısa zamanda uzamalarını diliyorum. Hemencik uzasalar keşke....
Tarife geçelim bakalım,
Malzemeler;
  • 1 kg patlıcan
  • yarım demet yeşil soğan (ince kıyılmış olsun)
  • yarım demet maydanoz (ince kıyılmış olsun)
  • 7-8 diş sarımsak
  • tuz
  • 1 çay kaşığı kırmızı pul biber
  • 1 tane küçük boy kırmızı balık soğan (küp küp doğranmış)
  • 1 tane kırmızı biber ince ince doğranmış
  • 1 tane limon
  • yarım kahve fincanı zeytinyağı

Yapılışı;

Patlıcanların közlenmesi gerekiyor. Ben bizim evin yakınında bir fırın var oraya gittim dedim ki ya ben patlıcan getirsem fırınlarmısınız? Onlar da tabi nolcak pide pişirirken yapıveririz dediler. Ben de bu zahmetli kısmından kurtulmuş oldum :) Közlenmiş patlıcanları soyup incecik doğrarız. İçine soğanı,maydanozu,sarımsağı,zeytinyağını,limonu,tuzu,kırmızıbiberi ekleyip karıştıralım. Üzerini çeri domateslerle süsleyip servis yapalım. Afiyet olsun.

24 Şubat 2008 Pazar

Fırında Tavuklu Karnıbahar



















Siz bu fırın kapağındaki resimlerden bıkmadınız mı? Şimdi yazı eklerken farkettim hep bu kapakta resim çekmişim:) Ya ben hep akşamları yemek yapmak durumundayım. Malum gündüz işte olduğumdan fırsat olmuyor. E yemek bozulmadan da resmini çekmek istiyorum. Sıcakken de en kolayıma bu geliyor heralde ki hep burda çekmişim:)
Yarından itibaren 3 haftalık bir eğitim sürecine gireceğim. Oldukça yoğun olacak. Benim gibi yoğun hanımlara kolay bir yemek tarifi vereyim dedim...
Malzemeler;
  • 1 tane orta boy karnıbahar
  • 2 kase doğranmış tavuk
  • 1 tane orta boy soğan
  • İstenildiği kadar kaşar
  • 3-4 kaşık zeytinyağı
  • yeterli miktarda tuz
Yapılışı;
Karnıbaharı ayıklayıp tuzlu kaynar suya atalım ve yumuşayıncaya kadar haşlayalım. Haşladığımız karnıbaharları borcamın altına dizelim. Ayrı bir tavada kızdırdığımız yağa incecik doğranmış soğanları atıp hafif pembeleşene kadar kavuralım ardından tavukları ekleyelim. Onları da 8-9 dk orta ateşte kavurduktan sonra tuzunu ilave edlim ve karnıbaharların üzerine dökelim. En son kaşarı da rendeleyip tavukların üzerine serptikten sonra önceden ısıtılmış 180 derece fırında 10 dk fırınlayalım. Afiyet olsun...

22 Şubat 2008 Cuma

Kapalı Lahmacun




















İşte haftasonu kahvaltınızı şenlendirecek bir hamur işi :) Bugün aklıma yazak bişey gelmiyo ya.. Bazen böyle kal gelir bana ne konuşacak ne de yazacak bişey aklıma gelir. Bugün de o günlerden birisi işte...
Oğlumun 1 yaş aşısını yaptırdım akşam iş çıkışı trafiğiine yakalandım. Yeni aşı olmuş bi çocuk ve iğrenç bir trafik derken bi ton stresle eve geldim. Nolcak bu yolların hali diye bi konu geldi aklıma işte bak:)))) Ama ben en iyisi bu konuya hiç başlamayayım ...Tarife geçeyim:)
Malzemeler;
  • 1 su bardağı un
  • 1 paket kuru maya
  • tuz
  • yeteri kadar su
İçi için;
  • 2 tane kuru soğan minicik kıyılmış
  • 1 kase kıyma
  • biraz yağ
  • istenilen baharatlar
  • tuz
  • 3-4 dal maydanoz



















Yapılışı;
Önce hamuru yapalım ve dinlenmeye bırakalım. Sonra iç için bir tavaya yağı ve soğanı alıp soğan pembeleşinceye kadar kavuralım içine kıymayı da katıp kavurmaya devam edelim. Kıymalar pişince baharatları tuzu ve maydanozu ekleyip bir iki çevirip altını kapatalım.
Yaptığımız hamurdan 6 tane beze çıkması lazım. Bu bezeleri yemek tabağı büyüklüğünde açalım. Açtığımız bir tanesinin içine kıymalı harçtan serpelim ve üzerine diğer açılmış olan yufkayı kapatıp kenarlarını rulo ile güzelce yuvarlak biçimde keselim. Kızgın yapışmaz tavaya alıp orta ateşte altı üstü kızarana kadar pişirelim. Pişince her iki tarafına tereyağı sürüp servis tabağına alalım. Diğer bezelere de aynı işlemi uygulayalım. Afiyet olsun...

20 Şubat 2008 Çarşamba

Brownie



















Bu aralar geceleri uyku problemlerim çıkmaya başladı. Normalde işte sabahtan akşama kadar en az 5 saat ayakta serverların başında beklemiş sonra eve gelmiş evde koşuşturmuş birisinin akşam yatağa girdiğinde kendinden geçip uyuması gerekmez mi? Gerekir... Ama ben yok. Yok kardeşim delircem...Gözüme uyku girmiyor. Bazen olur bana böyle geçer ama geçer..Geçecek başka yolu yokkkk.. Bir keresinde Arena da seyretmiştim. Ama o kadar önceleriydi ki belki ortaokulda falandım. "Şokk Şok Şokkk yıllardır uyku uyumayan adam" diye. Merakla bekleyip seyretmiştim. Adamcağız gerçekten yıllardır uyuyamıyormuş. Hiç uykusu gelmiyormuş. Geceleri ööllee oturuyomuş. Yazık adam diyor ki "Yatağa girip deliksizce uyumayı o kadar özledim ki meğer ne iyi bir nimetmiş uyumak" ... Karısı da başlarda adama destek olmak için geç yatıyormu ama 1 gün değil 2 gün değil kadın pes etmiş. Bayağı süre etkisinden kurtulamamıştım. Uyumamak uyuyamamak ne kadar fena ya nasıl daynaıyordu acaba. Ya şimdi tedavi olmuşmudur ki? Töbe töbe gece gece nerden aklıma düştüyse... Neyse tarife geçelim...

Tarife geçmeden önce de blog arkadaşlarıma bir süre iş yoğunluğum nedeni ile çok fazla ziyarette bulunup yorumlar yazamayacağım ama siz beni yalnız ve yorumsuz bırakmayın oldumu? Oldu anlaştık o zaman:)

Malzemeler;
  • 4 yumurta (oda sıcaklığında olsun)
  • 1 paket kakao (1 yemek kaşığı eksik kullanabilirsiniz)
  • 1 su bardağı süt
  • 2 su bardağı şeker
  • 2.5 su bardağı un
  • yarım paket erimiş margarin
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
Yapılışı;
Yumurtalar ile şeker köpük olana kadar çırpılır. Kakao katılır. Kakao bu aşamada eklenip çırpılırsa hiç pürüz kalmadan erir.Süt ve margarin eklenip karıştırılır. Sonra 1 bardak un eklenip iyice çırpılır. Bu aşamada 1 su bardağı bu karışımdan ayırılır. Sonra kalan un, kabartma tozu ve vanilya ilave edilir. Hamur borcama aktarılır ve önceden ısıtılmış 180 derece fırında bıçak batırıp çıkardığımızda hamur kalmayacak şekilde olana kadar pişirilir. Kek pişince sıcakken kürdanla ara ara delikler açılır ve ayrılan 1 su bardağı karışım kekin üzerini sıvayacak şekilde boşaltılır. Kek soğuduktan sonra üzeri hindistan cevizi ile süslenerek servis yapılır. Afiyet olsun...

18 Şubat 2008 Pazartesi

Patatesli Biftek



















Bu yemek bana hep lise yıllarımı hatırlatır. Memlekette Nuray diye bir arkadaşım vardı. Annesi Hediye teyze ne kadar da lezzetli yapardı. Resmen yerken yavaş yavaş yerdim bitmesin diye. Okulla evlerimiz çok yakındı her öğlen yemeğe gelirdik. Annem çalıştığı için bizim ev kışları buz gibi olurdu. Koştura koştura gelirdik yemekleri ısıtırdık apar topar yer kaçardık. Öğlen işlerimiz varsa annemle birazını yapardık. Çamaşır varsa ben asardım evi toplardım annem de hemen mutfak işlerini hallederdi 1 saatte evi düzene sokardık bile. Akşama kolaylık olurdu. Hediye teyze bu yemeği yaptığında beni hiç unutmazdı "Nuruuummm hadi Elif'i de çağır da O da yesin" derdi. Ben de o öğlen bizim evdeki koşturmacadan kaçıp sıcacık soba yanan Hedoşlara giderdim. Allah'ım nasıl bir lezzetli olurdu bu yemek anlatamam size. Yıllar sonra onlar İstanbula ben Ankara'ya taşınınca bir gün İstanbula yolum düştü Nuray' a da sürpriz yapayım dedim. Evi aradım annesi çıktı söyledim sakın çaktırma dedim. Neyse gittim Nuray hiç şaşkın değil.Kız niye şaşırmadın dedim "yaaa hemen anladım ki annem apar topar patatesli et yapmaya koyuldu" demez mi. Gülmekten öldüm valla. Canım Hedoşum ellerinden öpüyorum. Şimdi tarife geçiyorum
Malzemeler;
  • 4 parça dövülmüş antrikot
  • 4 tane orta boy patates
  • 3 tane orta boy halka halka doğranmış soğan (ben arpacık soğan kullandım)
  • 3 yemek kaşığı tereyağı
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • yeteri kadar salçalı su
  • tuz
  • karabiber
Yapılışı;
Etleri yayvan bir tencerenin altına dizelim. Üzerine halka halka doğrabmış soğanları dizelim. Soğanların üzerine yine halka doğranmış patatesleri dizelim. Etlerin hizasına gelecek kadar kaynamış salçalı suyu tuzu karabiberi ilave edelim. Üzerine tereyağını minik minik kesip serpelim. Zeytinyağını da gezdirdikten sonra yemek kaynayana kadar harlı ateşte kaynadıktan sonra çok kısık ateşte yavaş yavaş kapağını açmadan yaklaşık 1.5 saat pişirelim. Pişince ılınana kadar ağzını açmadan dinlendirip servis yapalım. Afiyet olsun.

15 Şubat 2008 Cuma

Ayva Tatlısı



















Herkese selam diyerek yazıma başlıyorum. Bu hafta inanılmaz derecede yoğunum iş yüküm giderek artıyor. Yeni yeni işler geldikçe haliyle eskiler de olunca yoğunluk da artıyor. Sayfamı ihmal ediyorum sanki ama bu durum bir kaç ay sanırım böyle olacak. Eğitimler ve yeni projeler beni bekliyor. Sağolsun oğlum da işlerimin yoğun olduğunu anlayıp geceleri de ben yorayım da annemin sabrını deneyeyim oyunu oynuyor sanırım :) Hiç uyumuyor bu çocuk yaaaaaaa... İmdaaatt!!! Kurtarın beni bu diş çıkması işinden :( Daha 2 dişi var gerisi çıkana kadar ben de yokolacağım heralde. Çok sıkıntılı oluyor. Artık 1 yaşında da olduğu için çene yapısı epeyce sertleşti çocuğun da haklı olarak canı yanıyor e canı yanınca da basıyor yaygarayı :((
Bu tarifi taaaa liseden memleketten canım arkadaşım Nuray dan almıştım. En önce o yapmıştı yemiştim sonra hep böyle aklıma geldikçe yaparım ve arkadaşımı anarım:)) Geçelim tarife
Malzemeler;
  • 4 adet ayva
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 paket krem şanti
  • 1 su bardağı süt
  • 2-3 adet karanfil
  • 1 su bardağı su
  • yeterince ceviz

Yapılışı;

ilk olarak ayvaları soyup iyice temizleyip tam ortadan ikiye bölelim tencereye oyuk yerleri aşağıya bakacak şekilde dizelim.Üzerine 1 bardak şeker serpelim ve 1 bardak suyu ekleyelim. İçine karanfilleri atıp ayvalar yumuşayana kadar pişirelim.Pişirnce servis kabına alalım. Ayvalar pişerken 1 bardak sitle 1 paket krem şantiyi çırpıp kremayı yapalım. Ayvalar iyice soğuduktan sonra kremayı krem şanti poşetine döküp ayvaların içini krema ile dolduralım. Sonra ayvaları cevizle süsleyip servis yapalım. Afiyet olsun...

13 Şubat 2008 Çarşamba

Havuçlu Kek



















Bildiğiniz gibi ben Ankara'da yaşıyorum. Burada Eminönü'nde olduğu gibi bir sürü pasta malzemeleri yada değişik şeyler bulabileceğimiz çok fazla alternatif yok. Ancak böyle balına rastlarsa bulabilirsiniz. Bende de çok bal var ya bakın neler oldu...
Oğlumun pastasını yaptırmak için Liva' ya gittiğimde orda yetkili birisi ile pasta hakkında şöyle mi olsun böyle mi olsun diye konuyorduk, pasta resimlerine bakıyorduk falan. Sonra neyse biz pasta işini hallettik. Dedim ki "yaa ben de bu işlerle biraz ilgiliyim bunca değişik kek kalıplarını, şekerleri, pasta kalıplarını, süsleme malzemelerini nerden alıyorsunuz bana da adres verin ben de alıcam" . Adam demez mi hemen şu toptancılar sitesinde pastaekipmanları diye bir yer var ordan alıyoruz diye. Burnumun dibi yıllarca hiç adını bile duymamışım iyi ki ilgiliyim yani. Dünya işim olmasına rağmen hemen sora sora buldum dükkana bir girdim ki resmen kendimi kaybettim:) Bir sürü kalıplar, tabaklar, süsleme aletleri,pasta yapmak için gerekli elekler, aletler neler neler kurdaleler, satenler,desenli şekilli şekerler Allahhhh kendimi kaybettim birden:) Bir tane de amca benim peşimde geziyor. Amca bu kaç lira şu ne kadar şu ne işe yarar deli ettim adamı. Sonunda bir kek kalıbı aldım. Eve gelir gelmez kalıbı yıkadım başladım kek yapmaya. Kalıba 8 YTL verdim çok ucuz .. Bir yandan da şimdi çıkmıcak içinden filan diye de aklımdan geçirmiyor değilim yani. Sonunda kek pişti azcık ılınmasını beklemeye bile dayanamadım hemen çevirdim. Pıt diye çıkıverdi. Nasıl sevindim anlatamam. İşte bu kekin hikayesi de böyle arkadaşlar. Yani bir kalıba bir insan bu kadar sevinir bu dükkanı bir insan bu kadar sever:)) Napim çok sevdim işte
Malzemeler;
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağından 1 parmak az şeker
  • yarım su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı süt
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 tane büyük boy rendelenmiş havuç
  • Yeteri kadar un 2 su bardağı gibi
  • 1 çay kaşığı tarçın

Yapılışı;

Yumurta ile şekeri şeker iyice eriyene kadar çırpın. Köpük köpük olsun. Sonra sütü ve yağı ilave edip 2-3 dk daha çırpın.Sonra unu kabartma tozunu vanilyayı ilave edip karıştırın rendelenmiş havucu ve tarçını da ilave edip biraz daha karışrın eğer karışım sulu gelirse biraz daha un ilave edin. Kalıbı yağlayın sonra un serpip ters çevirin fazla unlar dökülsün. Karışımı kalıba boşaltın önceden ısıtılmış 175 derece fırında 40 dk pişirin. Temiz bir bıçak batırdığınızda bıçak temiz çıkıyorsa pişmiş demektir. Afiyet olsun.

12 Şubat 2008 Salı

Pancar Salatası



















Doğum günü soframızın salata tariflerinden devam edelim dedim. Bu salata da beni kış aylarında oldukça sık yaptığım ve çok sevdiğim bir salata. Hem yapımı çok basit hem de dolapta 1 hafta bekleyebilen bir salata olduğu için çokça yapıp bekletebilirsiniz.
Malzemeler;
  • 1 kg kırmızı pancar
  • 1 baş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı sirke
  • 1 limon
  • 1 kahve fincanından biraz az zeytinyağı
  • yeterli miktarda tuz
  • istenirse ince kıyılmış maydanoz ama ben koymadım bu sefer

Yapılışı;

Pancarları güzelce yıkayıp kabuklarıyla beraber yumuşayana kadar haşlıyoruz. Çatal batırdığımızda rahatça batabilecek şekilde olması gerekiyor. Sularını süzüp soğuduktan sonra kabuklarını soyup dilimliyoruz. Sarımsağı, sirkeyi, yağı, limonu, tuzu ilave ediyoruz. İstersek üzerini maydanozla süsleyip servis yapıyoruz. Salatayı yaptıktan sonra 2 saat dinlendirip servis yaparsak sosu tamamen içine çekmiş olduğundan lezzeti daha yerinde oluyor. Afiyetler olsun...

11 Şubat 2008 Pazartesi

Doğum Günü Masamız ve Bir Salata




















Evett bu haftasonunu kazasız belasız atlattım. Bayağı telaşlanıyordum nasıl olacağı konusunda. Ama sorunsuz güzelce atlattık oğlumun 1 yaşını çok güzel bir şekilde kutladık. Hazırlıklar akşamdan başladı. Halası ev süsleme işini dayısı bebeğe bakma işini ben mutfak işini eşim de asayiş görevini üstlendi :) Hazırlıklar akşam tamamlanamadı tabii ki sabah devam ettik. Normalde uyumayan çocuk misafirler geldi hala yatıyor. Kalkacak yemek yiyecek giyinecek bir sürü işi var ama beyfendi horul horul.. Neyse ki sonunda uyandı ama ilk misafirlerini pijama ile karşılamak zorunda kaldık:) Partimizin konsepti "double" idi. Anne çocuk aynı giyinenler diye...Herkes uyamadı maalesef ama bu konudaki başarılarından dolayı Filiz ile Ebru'yu tebrik etmezsem olmaz valla:) Anne kız olunca kolay oluyor da anne oğul olunca iş biraz zorlaşıyor tabii:) Ben mesela kırmızı papyon takamazdım kırmızı kemer takmak zorunda kaldım gibi:) Böylece giyindik süslendik püslendik ve misafirler gelmeye başladı.Böylece başlamış olduk.Bazı oyuncak savaşları hariç çocuklar arasında da bir karışıklık yaşanmadı. Gelgelelim menümüze....


















Bu güzel salata cevizli kabaklı havuç salatası.2 tane kabak ve 2 tane havucu rendeliyoruz birazcık yagla sularını çekene kadar kavuruyoruz.2 kaşık mayonez 2 kaşık yoğurt 3 diş sarımsak ve 3 yemek kaşığı cevizle karıştırıp servis yapıyoruz. En çok sevilen salatalardan birisi oldu belirteyim :)










Bu da oğlumun pastası. Bunu ben yapmadım çok güzeldi ama. Normalde kreması çok olan pastaları hiç sevmem. Bu pastada krema çok azdı sadece üzerini şeker hamuru ile mantolamışlar. Böylece hiç ağır değildi. Herkes çok beğenerek yedi.

Soframızda;

Kıymalı Ispanaklı Gül Böreği

  • Katmerli Börek (Tülay Teyzeden)
  • Misket Köfte (Gülhan Teyzeden)
  • Islak Kek (Ayşegül'den)
  • Bisküvili Rulo Pasta (Filiz'den)
  • Ayva Tatlısı
    Közlenmiş Patlıcan Biber Salatası
  • Mercimekli Köfte
  • Cevizli kabak havuç salatası
  • Buğday Salatası
  • Turşu Kavurması
  • Pancar Salatası
  • Zebramsı Kek 2 (gene istediğim gibi olmadı da)
  • Etimek Tatlısı
  • Patates Salatası
  • Su Böreği
  • Arap Dolması (Telaşeden tekli resmini çekmemişim ya:( )
Tarifler sırayla gelecek. Bugünlük bu kadar hepinize afiyetler olsun ....Mutlu haftalar olsun efendim..


8 Şubat 2008 Cuma

İyi ki Doğdun Oğlum






















Bugün Mert"imin 1 yaşına bastığı gün... Akşam 11 e çeyrek kala basacak. Hayatımıza girişi ne kadar garipse büyümesini görmek de bir o kadar garip .. Geçen yıl bu saatlerde işe gelmiştim gayet normal bir şekilde sabah işlerimi yaptım çayımı içitim. Sonra 10 gibi belim filan ağırmaya başladı kızlar niye ağrıyo acaba filan derken herkes hadi doktorunu ara diye dürtüyodu beni bir yandan. Doktorum da 2 gün önce beni kontrol etmiş 1 haftalığına tatile çıkmıştı. Ben hala bişi olmaz hem çok erken arayıp da adamı uyandırmayım bekliyeyim derken test odasına geçip cihaz testi yapmaya başlamıştım bile. Sonra 11 oldu doktoru aradım eve geç dinlen dedi. 12 de yemek yiyip eve geçtim ama belim nasıl ağrıyor. Daha 1 ay var ya hiiçç oralı olmuyorum erken erken diyorum. Doktoru tekrar aradım sonra doooooooğğğru hastaneye. Saat 3 oldu . Hastanedeki doktor doğuracaksın haberin yok diyor. Ben se olmaz daha çok erken hem annem hiçkimse yanımda yok olmaz böyle eminmisiniz filanlar eşimle birbirimize attığımız korkulu bakışlar ....Beni apar topar yatırdılar eşime de aile efradını arama düştü. Herkesde bir telaş bir panik bebeğe bişey olcak mı? anneye bişey olcak mı ? Bense donup kalmıştım tepkisizdim nasıl olcak filan hiçbişey aklımda yok. Saat 6 oldu arkadaşlara gitmeden bi doğurup geleyim deyip gülüşmüştük. Herkes korkuyla hastaneye koştu haberi alınca şok oldular tabi. Annemle görümcem ilk uçağa bindiler hemen geldiler. Saat oldu 21.30 ama bebek gelmedi. Kendi doktorum yok başka doktor olcak ....Artık ne olacaksa olsun dedik. Ameliyat olduk ve bebek 11 e çeyrek kala doğdu. Allah"ım ilk gördüğümde öyle tarifsiz şeyler hissettim ki anlatamam. O kadar içim ısındı ki... Her hücreme kadar sıcaklığı hissettim. İnananmadım. Çok garip bir duygu. Allah kimseyi bu duygudan mahrum etmesin herkese bu tarifsiz duyguyu tatırsın diliyorum. Oğlumun doğum gününü de kutluyorum. Gerçek doğum günü bugün ama partisi yarın:))

5 Şubat 2008 Salı

Zebramsı Kek:)



















Bu kek aslında normal bildiğimiz basit kakaolu kek. İnternette hep "Zebra Kek" tariflerini okuyordum ben de yapsam filan diye içimden geçirirken dün akşam yapayım dedim ama normal keke bu şekli verip bi deneme yapayım sonra asıl tarifi denerim dedim. Bu da zebramsı kek oldu sonuçta:) Kakaolu karışımı da fazla ayırmışım sanırım daha çok kakao ağırlıklı oldu. Yakında gerçek zeebra kek yapmayı taahhüd ederek şimdi bu tarifime geçiyorum
Malzemeler;
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1.5 su bardağı süt
  • 1 su bardağından 3 parmak az sıvıyağ
  • yarım limon kabuğu rendesi
  • 1 tane kabartma tozu
  • 2 su bardağı un ama az gelirse biraz daha ekleyebilirsiniz.
  • 2 yemek kaşığı kakao
Yapılışı;
Yumurta ve şeker köpük gibi olana kadar çırpılır.Sonra yağ ( aslında ben neredeyse 1 su bardağı sıvıyağ kullandım ama fazla geldi. Bu nedenle ölçüde yazdığım kadarı iyi olacak diye düşünüyorum) ve süt ilave edilip biraz daha çırpılır.Sonra elekten geçirdiğimiz un ve kabartma tozunu ilave edip karıştırıyoruz. Hamuru ikiye bölüp yarısına kakao ekliyoruz. Sonra yuvarlak kalıbımızı (ben kelepçeli kalıplardan kullandım) yağlayıp altta beyaz hamurla başlamak sureti ile 1 büyük kaşık beyaz bir büyük kaşık kakaolu hamurdan döke döke keki döküyoruz. Ben üzerine ceviz serptim ama isteğe bağlı bir durum. Sonra 175 derece önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 40 dk pişiriyoruz. Her fırın aynı olmuyor 30. dk dan sonra keki gözetim altında bulundurmakta fayda var. Afiyet olsun...

3 Şubat 2008 Pazar

"PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ ''13" ve Rengarenk Tatlı





Biryerlerde etkinlikler varmış bir duyar gibi oldum sanki :)
Ben bugüne kadar etkinliklere özel davet bekiyordum..İtiraf ediyorum bu etkinlik işi nasıl oluyor bir türlü çözememiştim .Daha önce yorum bırakarak etkinliğe davet edilmiştim ondan sonra kimse bişey demedi. Ama millet vızır vızır etkinliklere yazı yazıyor. Birisi bu yeni blogcuya bu işin tam usulünü anlatırsa valla duacısı olacağım :) Hünerli eller etkinliğe ev sahipliği ediyormuş. Kendisine kolaylıklar diliyorum ve ben de naçizane etkinliğe katılmak istiyorum. Diyorum ve başlıyorum ...
Bu tarif çook eskilerden belki birçoğumuzun bildiği bir tariftir. Ama çok seviyoruz napalım yani çeşit çeşit meyve sularından yap dur.. Bu tarifi benden uzun zamandır tatlı tarifi bekleyen İlknur arkadaşıma ithaf ediyorum.Fransa' ya sevgiler arkadaşım...

Malzemeler;

Muhallebi için;
  • 1 kg süt
  • 3 kaşık mısır nişastası
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 kaşık margarin yada tereyağı
Üzerindeki Renkli Muhallebi için
  • 3 su bardağı herhangi bir meyve suyu ben şeftali yada vişne ile yaptım
  • 1 poşet vanilyalı puding
  • Araları için petiböür bisküvi
Yapılışı;
Önce alt muhallebisi için sütü, nişastayı, şekeri bir tencereye alıp yavaş yavaş karıştırarak orta hararetli ateşte pişiriyoruz. Bu arada hangi servis kabını kullanacaksak altına bir sıra bisküvi diziyoruz. Muhallebi pişince yani kıvam alınca içine yağı alıp ocağın altını kapatıyoruz yağı kendi sıcaklığında eritiyoruz. Sonra muhallebiyi bisküvilerin üzerine döküyoruz. Sıcakken bir sıra daha bisküvi kaplıyoruz. Ayrı bir tencerede pudingle meyve suyunu pişiriyoruz pişince bunu da bisküvilerin üzerine döküp bir gece dolapta bekletip servis yapıyoruz. Çok basit çok lezzetli hem de ekonomik... Afiyet olsun...

2 Şubat 2008 Cumartesi

Köy Makarnası



















Haftasonu kahvaltısı için çok güzel olacağını düşünüyorum. Ama tabi yazının devamını okuyunca "ohoooo bunu yapmak uzun iş " diye söylenip vazgeçmek yok ona göre. Bu kahvaltılık bizim oralarda yani Trabzon' da Ramazan için yapılır. Ramazan da sahur sofralarında kuymak ve makarna mutlaka olur. Aslında ağır bir yiyecek ama annem "Olsun kızım ye ye tok tutar " derdi. Ramazan gelmeden hanımlar toplaşıp bir gün sana bir gün bana şeklinde makarnayı hazırlarlar. Herkes 10 kg un alır ondan hamur yaparlar beraberce yaparlar. Ben annemlerin toplu şekilde yaptıklarını anlatıyorum bizlerin böyle imkanları yok tabiki. un, su ve tuzdan oluşan hafif sıkı bir hamur yaparlar. O hamuru tek tek beze yapıp 1 saat dinlendirirler. Sonra hamurları incecik açıp sacın üzerinde yada bizim orda kuzine sobalar vardır odun ateşiyle onun üzerinde haşlarlar. Haşladıkları hamurları beze sarıp dinlendirirler. Beze sarılı hamurlar ılınınca katlanabilir hale gelir. 2 Tane yufkayı üstüste koyup rulo yaparlar ve havan denen makinada keserler. Bu makina otomatik bişey değil. Metalden bir borusu var borunun ucunda da kollu bir bıcak var. Rulo boruya yerleştirilir. Bir elinizle bıçağı indirip kaldırırsınız diğer elinizle de yufkayı milim milim aşağıya itersiniz. Gerçekten maharet ister yani:) Ama havan olmayanlar da ince ince bıçakla tüm yufkaları keser. Yani bir nevi erişte gibi bişey olur ama daha incesi. Sonra bu kesilen makarnalar tepsilere dizilerek fırınlanır. Bunun sebebi de kışa kalırsa bozulmasın diye. Hemen yenecekse fırınlanmaz. Annem bana gönderdiği için benimkiler fırınlanıyor. Şimdi bu aşamadan sonra yapılışını yazacağım;
  • Yiyeceğimiz kadar makarnayı süzgece alırız. Sıcak su ile makarnayı bir güzel yıkarız. Yıkarız diyorum öyle hafiften ıslatmak değil iyice heryeri ıslanacak. Sonra süzülmesini bekleriz. Sonra tavaya tereyağını alıp eritiriz. Belirteyim yağı çok sever bu makarna biraz eli bol davranmalıyız:)Eritilmiş yağın üzerine makarnanın yarısını alırız ortasına peyniri bolca sereriz. Sonra makarnanın diğer yarısını ekleyip altını üztünü güzelce kısık ateşte kızartıp servis yaparız

Afiyetler olsunn...