7 Kasım 2015 Cumartesi

İpek Kızımın 40 Mevlidi:)




Muhtemelen hiç bir anıyı kaçırmamak adına yapılabilecek tüm ritüelleri gerçekleştirmek peşindeyim şu sıralar:) Mert'imde bir türlü kısmet olmamıştı bebek mevlidi okutmak. 24 yaşında acemilikten mi bilgisizlikten mi artık adını siz koyun diyelim. Bu sefer hamileyken planlarım hazırdı resmen:) Mevlidlerde neler yapılır neler ikram edilir masa düzeni nasıl olur dualarda ne okunur  tek tek araştırdım. Herşeyi evde kendim yapmayı tercih ettim. Küçük ikramlık cupcakeler yaptım, Minik kelebek kutuların içerisine günün anlamına uygun hırma ve badem koyup ikram ettim. Vişne,zencefil,karanfil ve kabuk tarçın ile zemzem suyu ilaveli şerbet hazırlayıp dua sonrası ikramda bulundum. Yaptırdığım sabunların üzerine "Mert'in kardeşi İpek Kızın Mevlid Hatırası" yazdırarak gelen misafirlerime hatıra olarak hediye ettim. 

Gelen hoca o kadar güzel dualar etti o kadar güzel kuran-ı kerim okudu ki dinleyen herkes çok duygulandı. Bebeğin bereketi çok olsun diye duada bulunan tüm arkadaşlarım da ayrıca kızıma dua etti. Ne kadar güzel ne manalı adetlerimiz var gerçekten. Unuttuğumuz yapmadığımız büyüklerimizden miras kalan adetleri yaşatmak gerektiğini bir kez daha anladım o gün... Kızım da bizi hiç üzmedi prenses kıyafetinin içinde prensesler gibi duasını dinledi sonra gelen tüm teyzeleri ile hatıra fotoğrafları çekildi.El ayak çekilince benim canıma okuduğu kısımları dua esnasında çok uslu durduğu için unuttum bile:)



Kızımın elbisesini instagramda bulduğum bir terziye diktirdim. Elbise geldiğinde çığlık attım diyebilirim:)) Bu kadar komik bu kadar minik bu kadar şirin birşey daha önce hiç ama hiç görmemiştim :))) allahım kollarındaki fistolardan tutun da şapkasındaki pileleri ayakkabılarındaki o taşları kurdaleleri sanırım aşık olmuştum elbiseye:) instagramda aynurerdogan10 ismi ile hizmet veren Aynur hanım 20 yıllık bebek terzisiymiş meğer. Bildiğiniz bel omuz ölçüsü verdik yani o derece:) Elbise toplamda 2 karış:))

Kızıma nasıl yakıştı o kısmını anlatmıyorum bile. Fotograflarda güzel anılar kaldı neticede...


Güzel kızım ve güzel oğlum sizler için ismen dua edilen bu özel günde ben de tüm kalbimle sizlere tekrar tekrar dua ettim. 
"İnsan olun,vicdanlı olun,hakkaniyetli olun , dirayet ve feraset sahibi olun inşallah" diye...
#7 Kasım 2015 anısına 

3 Ekim 2015 Cumartesi

33...


33 yaşında da oldum sonunda. ..
Neler mi hissediyorum neler mi yaptim ?
Neler neler diye başlayacak olan bir sürü cümlem var aslinda ama bu yaşımin en güzel hediyesi İpek kizim galiba bana...
30 lu yaslarimin bana kattigi en önemli ozellik daha cok şükür eder olmak ... hayattan beklentilerimi netlestirmek biraz daha normallestirmek herşeyi insan ruhuna cok iyi geliyor gercekten..
Boşluğa bakip düşünmek  düşünmek  düşünmek  neyi ne icin yapıyorum diye sorgulamak ve sorgu sonucundan Vicdanın rahat cikmak en guzel hediye insana bence yasadigimiz su fani hayatta...
Haaller kurdum tabi gene bu yil lakin gerceklestiremediklerim de cok oldu o nedenle ahan da buraya yaziyorum demek icin yaziyorum hepsini tek tek:) Doğum  günü çocuğuyum ya dileklerimi yaziyim :)
Hala altin bir alyans alamadim kendime yaw bildigin anam babam alyansi ama bir firsat olmadi bi sene icinde alicam bak bu sefer söz :)
Barselona' ya gitmek istiyorum ama tee ne zamandir istiyorum niye becerip de buna bir firsat yaratamaiyorum kendime sinir oluyorum ayrica yeşil pasaportlu insanlara da hafif gicik oluyorum diyebilirim :) ben de devlete bizmet ediyorum 12 yildir ben de istiyorumyesil pasaport yaa ... aklima estikce bilet alip gitmek iatiyorum oraya buraya diger turlu yuzyil oncesine plan yapmam gerekiyor:(
Hayallerimin %98 i gezmek üzerine kurulu oldugundan Bağdat  da cok gormek istedigim yerlerden birisi lutfen gidiyim bi ara oldu mu :)
Oglum bi gun eve geldiğinde odasina kendiliginden koşup ödevlerini yaptigini ölmeden bi gün gormek istiyorum lutfen yaa:) Bir gun de bi cocuk severek dersini yapmaz mi yaa ; (
Ipek kizimin bemencik büyüyüp bana gulucukler atmasini istiyorum ona deri etek leopar giydirmek istiyorum evet itiraf ediyorum büyük bir ikoncan yetisecek hazirlikli olun diyorum:)
Daha cok memleketime gidip daha cok yeşil alanlarda dolaşmak istiyorum... dogayla ormanla ic ice kalmak istiyorum.. sanirim yaşlanıyorum boyle bahceli ev salincak kitap moduna girmek gibi hayallerim olmaya başladı :)
Kızım az biraz büyüsün kiz arkadaslarimla tatile cikmak istiyorum gevrek gevrek olur olmaz seylere gülmek hicbisey düşünmeden orda burda dolanmak istiyorum:)
Farkindaliklarimin daha daha artmasi icin kendimi daha cok gelistirmek istiyorum...
Bayilarak okudugum kitaplarimi daha cok okumak istiyorum kendimi en iyi hissettiğim anlar gerçekten kitaplarimla başbaşa kaldigim anlar... cok seviyorum.
Iste boyle gencler daha var bi suru garip sacma veya dogru isteklerim hayallerim ama bu günüm dünüm yarinim icin Allah'ima binlerce kere şükürler ediyorum. Her daim yanimda olan esim ve yavrularimla hastaliksiz huzur dolu bir hayat diliyorum kendime bu yil...







17 Eylül 2015 Perşembe

İpek Kız...



.














Size bir Ipek kiz hikayesi anlatayim simdi...Ama hikaye uzun bastan soyleyeyim...

Bizim bir sarı fırtınamız var blogumu takip edenler bilir. Kıymetlimiz, gözümüzün nuru sarı deli laz kafalı şu sıralar sürekli film çekip montaj yapmayla uğraşan bir yavru :))) 8.5 yaşında şimdilerde .. 4. sınıfa gidiyor giderek büyüyor ve her ün onun her halini izlemek bizi çok mutlu ediyor.... Kocaman oldu dedim ya artık odalarına kapanmalar tek başına bişeyler yapmalar " e anne ben arkadaşlarıma biraz zaman ayırıcam" demeler başladı haliyle... Bizim de uzun zamandır Mert'e kardeş olsun mu olmasın mı şu da geçsin de sonra olsun Mert büyüsün de öyle olsun, İstanbul'a taşınalım da o olsun bu olsun derken 2015 yılında aramıza bir minnoş katıldı sonunda...






14 Şubat günü öğrendim hamile olduğumu...Günün anlamı da aldığım haber de çok çok güzeldi..O günden sonra herkes öğrendikçe dualar "İnşallah senin gibi güzel bir kızın olur" şeklinde olmaya başladı... Doktorum dahil herkes kızın olsun kızın olsun diye diye 5. ayda bir hanfendinin aramıza katılacağını öğrendik:) Kızımız çok zor kendini belli etmekle beraber bir kere bile yüzünü göstermedi. Ultrason başlığını doktor defalarca karnıma vurmasına rağmen hep o minnoş elleri ile yüzünü kapatıyordu yavrucuğum:) Hamileliğim başlarda çok keyfli geçti lakin 5. aydan sonra kız evi naz evi modunda bel sırt bacak ağrıları İstanbul sıcağıyla birleşince ben her gün dualar ederek uyur oldum:) Çok zordu gerçekten çok zor...
Sonra neler mi oldu?
Herşey iyi hoş giderken son ay kontrolünde doktorum kaşlarını havaya kaldırmasıyla içime bir alev düştü...:( Bu çocuğun suyu bitiyor erken doğması an meselesi dedi.. allah biliyor ya çok da fazla önemsemedim Allah ne derse o olur dedim ve en son gün 16 Eylül de kontrole gittiğimde yarın sabah 8 de gel bebek artık daha fazla dayanamaz diyerek 3 Ekim de yani benim doğum günümde doğacak kızımı artık alması gerektiğini söyledi:( Dünyalar başıma yıkıldı....Nerde hata yaptım 
diye doktorun karşısında epeyce ağladım sinirlerim boşaldı ama sonra kendimi topladım ve dedim allah'ım nolur bir sorun olmasın bu sefer güzelliklerle bir doğum olsun. Oğlumda hastanede yavrumu kucağıma verip almaları aynı an içinde olduğundan ona yoğun bakım ünitelerinde ağlayan gözlerle günlerce bakmaktan o kadar yıpranmıştım ki yeniden aynı şeyleri yaşarım diye o kadar üzüldüm ki....Oysa herşeyin en güzelini bilen Rabbim benim için de en güzelini planlamıştı elbette....


Hemen hastaneden çıktık kafamı toplamam lazımdı kuaföre gittim hiç ağrım sızım yok tabi... Siz bana bi kahve yapın kızlar dedim... Saçımı manikürümü  yaptırdım miss gibi kendime geldim.. Kendi kendime asla üzülmeyeceğim ve yarına kadar konuşmayacağım dedim... Eve geldiğimde önceden hazırladığım süsleri püsleri çıakrdım hepsini poşetledim. Cupcake yaptım onları fırına verdim valizimin eksiklerini hazırladım ve beklemeye başladım... akşam oldu eşim geldi ve tesadüf bize gezmeye gelen eşimin ablası eniştesi ve yeğeni de eve geldi. Haberi Mert onlara verdiğinde hepsi benden daha telaşlıydılar ve şaka yaptığımı düşünmüşlerdi:) Neticede hiçbiri o gece uyuyamadı ben mışıl mışıl uyudum ve sabah 8 de hastaneye gittik:) Hastanede herkes o kadar ilgiliydi ki kendimi prensesler gibi hissettim. Canım Esma'm ve Gizem'im sabahın köründe kalkıp hastaneye geldiler hatta otoparkta karşılaştık:) Onlar da İpek kızın teyzeleri olarak çok heyecanlıydılar... Odayı süslediler püslediler beni de güle oynaya ameliyathaneye gönderdiler... En son tepemde duran 20 ayrı hastane görevlisine hepiniz burda naapıyorsunuz ve niye hepiniz birbirinize benziyorsunuz dediğimi hatırlıyorum... Sonrasında ise "bebek sağlıklı mııı ve karnım ağrıyoooo" nidalarıyla uyandığımı hatırlıyorum:)

Odaya geldim o da neee esmer esmer saçları kapkara bir kızzzz:) Allah'ım dünyalar benim oldu biz kızımızı sarı kafa beklerken esmer ve çok şükür sağlıkl bir minnoş kucağımızdaydı nihayet...
İpek Kızım
Bal Kızım
Şirin Kızım
Kuş Kızım

şarkısı bestelenmişti bile hemencik aramızda:)
Doğum tarihi planı da neymiş kendi seçmişti doğacağı tarihi...
ay annemle doğum günlerimiz ayn olacak tarihi de aynı olacak da neymiş ben anneme doğum günü hediyesi olarak gelmek istedim dedi bizim kız...
Küçük doğacak vah vah küvezlere girecek endişeleri de neymiş... Herşeyi allah bilir anne diye bana bi kere daha öğretti bu bizim kız...
Ben geldim hayatınıza renk getirdim dedi bizim kız...









Bunları da bizim kızın hastane süsleri püsleri.... Doktorum doğumdan sonra odaya geldiğinde " Ben hiç hazır değilim diye bi de yalandan ağlıyorsun" diye bana 10 dk gülmesine sebep olan doğum süsleri:)) Oysa bilmiyor ki teee Ankara'daki teyzeleri bile uzun zamandır beklenen bu bebeğe süsler yapıp göndermişti:))

Kızım için herkes bişeyler yapmıştı... Kısmeti ile gelmişti daha doğmadan...








Hiç beklemedğimiz kişilerden mesajlar telefonlar hastane ziyaretleri hediyeler ve daha nice güzellikler oldu... Hepsi o kadar güzel ve o kadar iyi hissettirdi ki ayrı güç verdi... Asla unutmayacağım 2 güzel gün geçirdik hastanede... Hastane danışmanı bile artık gelene "505 numaralı odaya mı geldiniz" diye sorar olmuş:) Gerçekten bu günlerde gelen minik de olsa ziyaretler telefonlar hediyeler mesajlar inşanı havalara uçurmaya yetiyor... Sonrasında bile eve gelen hediye kargoları açtıkça sütüm geldi vallahi:)) Bak şaka değil gerçek bunlar:)




İşte tüm güzellikleriyle hatırlayacağımız doğum hikayemiz de daha yazamadığım binbir ayrıntı ile burda.... Yanımıda kalan halamıza ayrıca teşekkür etmezsek olmaz tabi:)

İnşallah sağlıkla güzelliklerle büyü İpek kız...
Hep yüzün gülsün ömrün ipek gibi olsun...
Adınla yaşa İpek kız...
Hiç zor günde kalma ipek gibi aksın geçsin hayatın...
Mert abinle de ilişkilerin ipek gibi olsun yumuşacık abi kardeş şevkatinde bal tadında olsun....
Aramıza ve dünyaya hoşgeldin İpek kız:)
Seni çok seviyoruz sen de sevgiyle büyü ....

13 Eylül 2015 Pazar

Mühürlü Et



Herşey kuzenim Erhan ve değerli eşi Süheyla'nın bana ev hediyesi olarak döküm tava hediye etmesi ile başladı:) Uzun zamandır döküm tava almak aklımda vardı ama ne hikmetse tava eve geldikten 4 ay sonra kullanıma açıldı:) Önce biraz kutusunda bekledi sonra doğru tarifi bulana kadar deneme yanılma derken epeyce bekledi ama sonunda değdi. Tam 8 dk da bir etin pamuk gibi pişeceğine beni dünyada kimse inandıramazdı ama gerçekten oluyormuş... Öyle alengilli bir tarif de yok hakkaten herşey çok sade... Oğlumun da ayıla bayıla yediği bu eti yapmak için öncelikle 1 parmak kalınlığında kişi başı 1 er tane antrikot et alıyoruz. Etleri hiç dövdürmüyoruz kalın olması makbul. Etleri bir gün önceden süt , kararbiber , tuz, sıvıyağ karışımına yatırıp dolapta bekletiyoruz. Birka saat bekletsek de olur ama ben genelde bir gece öncesinden yapıyorum. Döküm tavayı harlı ateşte ocağın en büyük gözünde iyice kızdırıyoruz. Yaklaşık 8 9 dk bu şekilde tava boşken kızıyor. Sapına el değmeyecek kadar kızgın hale geldiğinde etleri aşağıdaki resimdeki gibi yerleştiriyoruz. Yine aynı ateş oranında 4 dk altını 4 dk üstünü pişirecek şekilde toplam 8 dk pişiriyoruz ve yanına garnitür ile servis ediyoruz. Bu şekilde et piştiği zaman suyunu salmıyor ve içine hapsetmiş oluyor bu nedenle bu pişirme yöntemine mühürleme deniyor.

Not: Ben fazla pişmiş sevdiğimden kendiminkini 5 dk yapıyorum. Ama 4 dk olan daha sulu ve daha güzel oluyor. En azından eşim ve oğlum bu haline bayılıyor.  İkram ettiğimiz misafirlerimiz de 4 dk lık halini tercih etti genelde:)

Gerçekten pamuk gibi bir et olacağına belki inanmıyorsunuz ama yapınca hak vereceksiniz. Marifet tavada ama ona göre... Teflonda aynı şeyi yapmaya kalkmayın et ziyan olur şimdiden söyleyeyim)




3 Eylül 2015 Perşembe

Mert 8 Yaşında

Blogda yazi yazmayali 1 yili gecmis bile ... Nerden aklima mi geldi yazmak gene? Bu guzel gunun altina boyle yazilar yazmak istemezdim ama Suriyeli yavrunun deniz kıyısındaki cansiz bedeni beni 2 gündür kahrimdan öldürüyor:(
Elimden bireysel olarak bisey gelmedigi icin kendimden utaniyorum insanligimdan utaniyorum..
kacinci yuzyilda yasiyoruz hala boyle savaslardan dolayi ulkesini ailesi can havliyle terkedip kacmaya calisirken telef olan insanlarin varolduguna inanmak istemiyorum :(
Bu manzaralar karsisinda sessiz kalan dünya liderlerinin vicdanlarini nerde unuttularsa bulmalari icin var gücümle dua ediyorum:(
Sonra donup kendi evladima bakiyorum kendimi o ailenin yerine koyuyorum ancak kelimelerim yeterli kalmiyor hislerimi yaziya dokmeye :(


Ah be yavrum....
Oyle duygulaniyorum ki bu resimlere bakarken....
güzel evladim..
gözümden sakindigim her agrin sizin bana daha fazla dert olan ...
Buyudugunde bunlari gorup okuyup neler hissedersin bilemiyorum veya ben de o gunleri gorebilir miyim bilemiyorum ama bildigim tek sey dogdugun gunden beri her animiz her dakikamiz seninle rengarenk...
evimiz bayram yeri gunlerimiz dopdolu seninle...
komik hallerin , genelde atarli ergen  vaziyetlerin babanla beni bol bol gulumsetiyor...
8 Şubat 2015 yine arkadaslarim da illa olsun pastami da illa sen yap diye tutturdun herseyi senle ikimiz hazirladik yine bol eglenceli bir dogum gunu kutladik optuk hediyeler aldik ...
Meger o gun aslinda biz 3 degil 4 kisiymisiz... Meger kizkardesin o siralarda 1 aylik tutunma cabasi veriyormus icerlerde bir yerlerde...
Bu nedenle bu dogum gunun daha bir ozel daha bir güzel daha bir anlamli...
Seneye el ele verecegimiz bir dogum gunu daha olur insallah ...
Yeni bir neşe kaynagi katilir bize insallah...
Seni her zamanki gibi cok cok seviyoruz hayirlar olsun yeni yaşın😊😊
hep boyle neseli ol vicdanli ol...
cevrene karsi her daim duyarli bir çocuk ol...
kusurlara hatalara kayitsiz kalma insallah...


Bu sene de her yil oldugu gibi pastani beraber yaptik...

Her gelen arkadasina tek tek hatira hediyeleri hazirladik...
İşte böyle bir yaş günün daha bol eğlenceli yarışmalı oyunlu arkadaşlı geçti gitti....

8 Şubat 2014 Cumartesi

Mert 7 Yaşında....


 Blogumun hali beni bile üzdü.... 1 yıldır elimi bile sürmemişim bloga. İstanbul bana ben İstanbul'a yetişemiyorum desem abartmış sayılmam.... Her haftasonu yeni bir yerler keşfetmece her hafta içi nefes almadan çalışmaca....
Bu yılın yine en güzel şeyi yine oğlumun doğum günü tabi ki... İlk defa ısrarlara dayanamayıp dışarda bir doğum günü organizasyonu yaptık. Beyfendi bir özenme bir bezenme... Anne herşeyi sen yapmalısın dedi durdu. Sonuç olarak tüm hediyeleri doğum günü pastasını süslemeleri yapan anne gün sonunda perperişan haldeydi ama asla şikayetçi değildi:))
 
Pastasını minecraftlı istedi. Ben pek bu amcayı minecrafta benzetemesem de tadı gelenler tarafından epey takdir topladı.
 


 Sitemizin kafesinde olacak doğum günü için bir gün önceden süsleri yaptık hazırladık ama haftalar öncesinden Eminönü alışverişi bilimum internet sitelerinden fikirler toplamaca ile geçti. Kızların tarafı Furby li erkeklerin tarafı korsanlı olacak şekilde bir konsept hazırlandı palyaçolar pinyatalar herşey hazır edildi. Şehzademize küçük bir festival düzenledik desem abartmam :))
  
 
  
 Gelen misafirlere küçük küçük hediye vermek istedik ama naapacağımızı bilemedik. Bu nedenle Mertimin en güzel resmini magnet yaptırdık ve gelenlere hatıra olarak hediye vermeye karar verdik. Tam isabet olmuş herkes çok beğendi hediyemizi:)
 
 
 
 
Sonuç olarak çok eğlenceli hoş bir parti olmakla birlikte oğlumun neşesinin tavan yaptığı bir gün olması beni çok mutlu etti... Hep gül oğlum sen hep neşeli hem kıpır kıpır muzip bir çocuk olarak kal.... Hep güzel vicdanın senle olsun hiç bırakmasın peşini... Sorumluluk sahibi ol hep sev ve sevil oğlum... Biz seni çok seviyoruz:)))

3 Ekim 2013 Perşembe

31

 
Blogumda kendimize ait paylaştığım ilk resim...

Bir zamanlar bir yerlerde doğmuşuz hepimiz. Birimiz doğmuşuz bebek olmuşuz büyüyormuşuz diğer tarafta diğerimiz doğacakmış ama henüz anne babası efsanevi aşklarını yaşamaktaymış... Aşık maşukuna ulaşmak için epey cefalar çekmiş... Telefon yokmuş internet yokmuş postalar da öyle erken erken gelmezmiş... Maşuk o zamanlar öğretmen okulunda okurmuş.. Ne tesadüftür ki aşık da meslektaşıymış... Birbirlerine olan hasretlerini mektuplara işledikleri nameler ile anlatırlarmış... Postacı yolları beklenirmiş dört gözle acaba yine nasıl bir mektup gelecek diye...E mektuplar gelirmiş ama yasakmış öğretmenevinde onları tutmak. Kız atletine diktiği bir cep ile saklarmış mektupları... Zamanla bozulur nemlenir yırtılırmış... Oğlan bir yıl erken bitirmiş öğretmen okulunu e arada gelirmiş görmeğe... E hani çalışıyor ya sevdiğine ve malum öğrenci diğer arkadaşlarına muhallebi ısmarlarmış eskii köhne bir muhallebicide... Diğer kızlar ancak bu şartlarda eşik ederlermiş gençlere... Yoksa nerdeee yalnız çıkacaklar mümkün mü hiç?
Gel zaman git zaman kız da gencecik bir öğretmen olarak çıkar gelir memlekete ... Taliplisi çoktur güzeller güzelidir. Sorunlar çıkar oğlan istenmeyen adam ilan edilir kız memleketten değişiklik olsun diye akrabalarının yanına gönderilir. Eyvaahhh oğlan sanır ki kızı başkasına verdiler. Hastalanır yemeden içmeden kesilir ... ve bir gün gerçekten verem olur hastanelere düşer.... Hasta yatağında yine durmaz yazar hep yazar... Şiirler yazar mektuplar yazar kıza ulaştırmaya çalışır... Kız çok uzun zaman sonra bunları duyar... Mücadele etmekten hiç vazgeçmezler ve öyle inanırlar ki mutlu sona  bundan 40 sene önce bir kızın başını kaldırıp da etrafına bakması bile ayıp olan bir yerde herkesi aşklarının büyüklüğüne inandırırlar.... Öyle inanırlar ki aralarındaki sevgiye,  kızın annesi bile fındık tarlası içinde konuşmak için buluşan çifti görünce çayırların içine siner ve "öyle güzel konuşuyorlardı ki aman rahatsız olmasınlar diye olduğum yerde bekledim kaldım" deme cesaretini ve fedakarlığını  gösterir...Ben ölmeden asla evlenemeyeceksiniz diyen yaşlı bir büyük de ne hikmetse onların evleneceği hafta hakkaten ölür!

İşte resimde en alt sağda duran küçük kız 31 sene önce bu aşk hikayesiyle birbirine bağlanan bir çiftin kızıdır. Yani BEN!!!

31 yaşında ve 7 yaşında bir çocuğa sahip biri olan ben !! Hala kendime ve geçen yıllara inanamasam da bugün 31 yaşımı devirdim. 3 lü hanelerde dolaştığım bu yaşlarımı pek sevdim açıkçası....Evladımın yüzünü her gün sağlıkla görüyorum, var gücümle çalışıyorum, seviyor seviliyorum, etrafımda ne çok dostum var .... ne çok sevenim sevdiğim var... Ne çok değer biriktirmişim meğer ben bu yıllar içinde... Allah'ıma her gün şükrediyorum bunca nimet için...En başta sağlığım için...

Ben şimdi eskilere dalmışken resimdeki diğer kişilerin kim olduğunu çözme işini size bırakıyorummm...

İyi ki doğdum, iyi ki yaşıyorum ve sağlıklıyım... Ailem, huzurum, evladım ve en kıymetlim eşim...Hep daim olun inşallah!!!